Seslendirme Ücretleri, Teknoloji ve Sektörel Yönelimler: 2025

Türkiye’de seslendirme ve dublaj sektörü 2025 yılına farklı dinamiklerle girdi. Ücret protokolleri, yapay zekâ tartışmaları, ajansların yaklaşımı ve sanatçıların beklentileri sektörde gündemi belirliyor.

Ücretler ve Protokoller

Oyuncular Sendikası’nın her yıl güncellediği “Seslendirme Kuralları ve Taban Ücret Protokolü”, sanatçılar için temel referans niteliğinde. Ancak pratikte uygulamada farklılıklar yaşanıyor. Bazı projelerde taban ücretler dikkate alınmazken, yeni başlayan sanatçılar çoğu zaman çok daha düşük teklifler alıyor. Bu durum, sektörde ücretlerin şeffaf ve adil bir zeminde oturmasını zorlaştırıyor.

Yapay Zekâ ve Seslendirme

Son yıllarda hızla gelişen yapay zekâ tabanlı ses teknolojileri, seslendirme ve dublajda hem fırsat hem de risk olarak değerlendiriliyor. Yapımcılar açısından kısa süreli ve düşük bütçeli projelerde pratik bir çözüm sunabilen bu uygulamalar, sanatçılar için ciddi kaygılar doğuruyor. Sesin izinsiz kopyalanması, telif haklarının ihlali ve insan sesinin taşıdığı duygusal derinliğin kaybolması, sıkça dile getirilen endişeler arasında. Oyuncular Sendikası bu nedenle bir “Yapay Zekâ Deklarasyonu” yayımlayarak etik kullanım sınırlarının belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

seslendirme ücretleri

Güncel Ücretler

Sektörde fiyatlar proje türüne göre değişkenlik gösteriyor. Reklam seslendirmeleri en yüksek gelir getirili işler arasında yer alıyor. Yayın süresi ve mecra büyüklüğüne bağlı olarak 5.000 TL’den 50.000 TL’ye kadar çıkan ücretler söz konusu. Dizi ve film dublajlarında bölüm başına 500 TL ile 5.000 TL arasında değişen ödemeler yapılıyor. Animasyon projelerinde 2.000 TL ile 20.000 TL, belgesel anlatımlarında 1.500 TL ile 10.000 TL aralığı öne çıkıyor. Eğitim ve kurumsal içeriklerde 1.000 TL’den başlayan rakamlar 15.000 TL’ye kadar ulaşabiliyor. Serbest ilan platformlarında ise 350 TL ile 2.000 TL arasında teklifler görülüyor. İstanbul özelinde kısa işler için ortalama fiyatlar 700 TL ile 3.000 TL arasında seyrediyor.

Ücret Tablosu

Proje TürüOrtalama Ücret Aralığı
Reklam seslendirme
(ücretsiz reklam kaşe hesaplama modülü için tıklayın)
5.000 TL – 50.000 TL
Dizi / film dublajı (bölüm başı)500 TL – 5.000 TL
Animasyon seslendirme2.000 TL – 20.000 TL
Belgesel seslendirme1.500 TL – 10.000 TL
Eğitim / e-öğrenme projeleri1.000 TL – 15.000 TL
Serbest ilan işleri350 TL – 2.000 TL
İstanbul kısa işler700 TL – 3.000 TL

Sanatçıların Görüşleri

Sanatçılar arasında ücretlerin çoğu zaman emeği yansıtmadığı yönünde güçlü bir görüş hakim. Forumlarda ve sosyal medyada, verilen tekliflerin “komik” olduğu yönünde paylaşımlar sıkça görülüyor. Yeni başlayanların düşük rakamlara razı olmak zorunda kalması, deneyimli sanatçılar içinse yalnızca belirli projelerde yüksek kaşelerin mümkün olması en çok dile getirilen sorunlar.

Ajansların ve Yapımcıların Bakışı

Ajanslar ve stüdyolar, ücret belirlemede yalnızca kayıt süresinin değil, yayın süresi, coğrafi kullanım ve mecra sayısının da dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Bir reklamın üç ay televizyon ekranında yayınlanmasıyla, aynı reklamın iki yıl boyunca televizyon ve dijital platformlarda gösterilmesi arasında ciddi farklar olduğuna işaret ediliyor.

Haklar ve Sözleşmeler

Sektörde sıkça gündeme gelen bir diğer problem, ses kayıtlarının izinsiz kullanımı. Yetersiz sözleşmeler nedeniyle yayın süresi ve kullanım hakları net biçimde belirtilmediğinde sanatçılar mağduriyet yaşayabiliyor. Daha detaylı ve şeffaf sözleşmelerin hazırlanması, mesleğin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından kritik görülüyor.


Seslendirme ve dublaj sektörü, artan içerik talebi ve teknolojik gelişmeler sayesinde büyüme potansiyeli taşıyor. Ancak ücretlerdeki dengesizlikler, yapay zekâ tehdidi ve hakların korunamaması gibi sorunlar sektörü zorlamaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde sektörün sağlıklı gelişimi, ortak standartların oluşturulmasına, etik kuralların uygulanmasına ve sanatçıların haklarının daha güçlü bir şekilde korunmasına bağlı.

Seslendirme sanatçısı olmak artık sadece profesyonel stüdyolarla sınırlı değil. Gelişen teknoloji ve dijital platformların artışı sayesinde, evde kendi ses stüdyonuzu kurarak projelere katılmak mümkün. Özellikle pandemiden sonra büyük dublaj stüdyoları, markalar ve şirketler sanatçıların evden kayıtlar yapmasını denediler ve başarılı sonuçlar alındı. Dudak senkron bile artık yeterli ekipmanınız ve biraz beceriniz varsa evden yapılabiliyor.

Evde reklam, animasyon, e-kitap, podcast ve daha birçok alanda seslendirme yapabilir, evinizin konforunda yaratıcı işler üretebilirsiniz.

Bilgisayar Seçimi: MacBook Air Yeterli mi?

Seslendirme için güçlü bir bilgisayara ihtiyacınız olsa da, bu iş için uzay mekiği gücünde bir cihaz gerekmez. Günümüzün modern dizüstü bilgisayarları, temel ses kayıtları ve düzenlemeleri için fazlasıyla yeterli performans sunuyor.

MacBook Air (M1 veya M2 işlemcili modeller), sessiz çalışması, uzun pil ömrü ve optimize edilmiş işletim sistemiyle evden seslendirme yapmak isteyenler için oldukça ideal. Üstelik GarageBand gibi yerleşik bir ses kayıt yazılımıyla geliyor, bu da başlangıç seviyesindekiler için büyük bir avantaj. Eğer Windows tabanlı bir sistem kullanıyorsanız, benzer performansı Dell XPS, HP Spectre gibi modellerde bulabilirsiniz.

Macbook Air 15

Ses Kayıt Yazılımları (DAW)

DAW (Digital Audio Workstation), sesinizi kaydetmenizi, düzenlemenizi ve dışa aktarmanızı sağlayan yazılımdır. GarageBand, Mac kullanıcıları için mükemmel bir başlangıç noktasıdır. Basit arayüzü ve temel efektlerle donatılmış yapısı, hızlıca projelere başlamanızı sağlar.

İşte farklı seviyelere uygun birkaç alternatif:

Başlangıç seviyesinde, GarageBand veya Audacity kullanarak bile oldukça kaliteli kayıtlar alabilirsiniz.

GarageBand – Mac

Mikrofon Seçimi

Seslendirme işinde mikrofon, en kritik ekipmandır. Sesinizin doğallığını, tonunu ve netliğini doğru bir şekilde yakalayan bir mikrofon, profesyonel görünümünüzü doğrudan etkiler.

USB Mikrofonlar – Kurulumu kolay, bilgisayara doğrudan bağlanan mikrofonlardır. Başlangıç için idealdir.

XLR Mikrofonlar – Daha profesyonel bir kurulum isteyen, ses kalitesi daha yüksek mikrofonlardır. Bir ses kartı (audio interface) ile birlikte kullanılırlar.

Başlangıç için kaliteli bir USB mikrofon yeterli olacaktır. İlerledikçe XLR sistemlere geçmek mantıklı olabilir.

Rode NT- USB

Kulaklık: Doğru Ses Duymak, Doğru Kayıt Yapmak

Kayıt esnasında ve sonrasında detaylı dinleme yapmak için iyi bir kulaklık şart. Özellikle dış ses yalıtımı sağlayan kapalı kulak üstü kulaklıklar tercih edilmelidir.

Önerilen modeller:

Bu kulaklıklar sesin tüm detaylarını duymanıza yardımcı olur, böylece gereksiz nefes sesleri ya da patlamaları fark edip düzenleyebilirsiniz.

Akustik Ortam Oluşturma: Kendin Yap (DIY) Çözümler

Harika bir mikrofona sahip olsanız bile, kötü bir akustik ortam tüm kaydınızı mahvedebilir. Yansımalar, yankılar ve dış gürültüleri azaltmak için bazı pratik, uygun maliyetli çözümler:

Halı ve Perde Kullanımı

Zemin çıplaksa, mikrofon ortamda yankı alır. Kalın bir halı kullanarak zeminden gelen yansımaları azaltabilirsiniz. Ayrıca ses emici kalın perdeler, özellikle cam önünde yankıyı önemli ölçüde keser.

Kitaplıklar ve Yumuşak Yüzeyler

Odanızda bir kitaplık varsa, ses dalgalarını kırarak yankıyı azaltır. Koltuk, yastık, battaniye gibi eşyalar da ses emicidir ve doğal bir izolasyon sağlar.

DIY Ses Kabini

Akustik Düzenleme ve Yankılanma

Basit malzemelerle kendi ses kabininizi yapabilirsiniz:

Mikrofon Filtreleri ve Pop Filtre

Bu ekipmanlar uygun fiyatlıdır ve ses kalitesine doğrudan katkı sağlar.

Ses Dosyasını Hazırlamak

Kayıt yaptıktan sonra temel düzenlemeleri yapmak önemli:

Kompresör Nasıl Kullanılır?

Kompresör, sesin ani yükselişlerini bastırarak daha düzenli bir volüm seviyesi sağlar. Bu, sesinizin hem doğal hem de profesyonel duyulmasını sağlar.

Hazır preset’ler ile kendinize uygun olanı da seçebilirsiniz. Çoğu plugin üreticisi, bu preset’leri yazılımın içine yerleştirir. Başlangıçta kendi ayarlarınızı yapmaktan çekiniyorsanız, “voice-over”, “narration” gibi hazır ayarlarla işe başlayabilirsiniz.

Kompresor – GarageBand – Mac

EQ (Equalizer) Nasıl Kullanılır?

EQ, sesin farklı frekans bölgelerini düzenleyerek daha dengeli ve temiz duyulmasını sağlar.

EQ için de hazır preset’ler oldukça kullanışlıdır. Birçok plugin, “male voice”, “female voice”, “bright”, “radio” gibi ayarlarla gelir. Deneme yanılmayla kulağınıza en uygun olanı seçebilir, zamanla kendi karakterinize özel ayarlar oluşturabilirsiniz.

EQ – GarageBand – Mac


Evden seslendirme yapmak, başlangıçta karmaşık gibi görünse de doğru ekipman ve ortamla oldukça ulaşılabilir bir süreçtir. Özellikle dijital içerik üretiminin arttığı bu dönemde, sesinize ihtiyaç duyan birçok proje mevcut. Teknik bilgiyle birlikte, sesinizi tanımanız, doğru tonlamalarla okuma yapmanız ve düzenli pratik yapmanız sizi profesyonel bir noktaya taşıyacaktır.

Unutmayın, en pahalı ekipman değil, en iyi kullanılan ekipman fark yaratır. Küçük adımlarla başlamak, doğru bilgi ve deneyimle kısa sürede sizi hedefinize yaklaştıracaktır.

Evden seslendirme yapmak, podcast kaydetmek, reklam seslendirmek veya sesli kitap üretmek gibi işler için doğru mikrofon seçimi, ses kalitenizi ve profesyonel algınızı doğrudan etkiler. Kondenser ve dinamik mikrofonlar, ev stüdyolarında en sık tercih edilen iki mikrofon türüdür. Ancak hangisinin sizin için daha uygun olduğu, ev ortamınız, bütçeniz ve seslendirme projelerinizin türüne bağlıdır. Bu makalede, evden seslendirme yapan sanatçılar için kondenser ve dinamik mikrofonların avantajlarını, dezavantajlarını ve kullanım senaryolarını ele alacağız.

Soldaki Kondenser Mikrofon, Sağdaki ise Dinamik Mikrofondur.

Kondenser Mikrofon Nedir?

Kondenser mikrofonlar, ses dalgalarını bir kapasitör aracılığıyla elektrik sinyallerine dönüştüren hassas cihazlardır. Ev stüdyolarında sıkça tercih edilirler çünkü vokallerin ince detaylarını ve duygusal nüanslarını yakalamada üstündürler.

Kondenser Mikrofonların Özellikleri

Evden Seslendirme için Avantajları

Evden Seslendirme için Dezavantajları

Evde Kullanım Önerileri

Dinamik Mikrofon Nedir?

Dinamik mikrofonlar, sesi bir diyafram ve bobin sistemiyle elektrik sinyallerine çevirir. Dayanıklı yapıları ve gürültüye karşı dirençleri, onları evde değişken akustik koşullarda bile kullanışlı kılar.

Dinamik Mikrofonların Özellikleri

Evden Seslendirme için Avantajları

Evden Seslendirme için Dezavantajları

Evde Kullanım Önerileri

Kondenser ve Dinamik Mikrofonların Evde Karşılaştırması

ÖzellikKondenser MikrofonDinamik Mikrofon
HassasiyetYüksek, vokal detaylarını yakalarDüşük, arka plan gürültüsünü azaltır
Ses KalitesiZengin, doğal, stüdyo kalitesindeDaha az ayrıntılı, pratik
DayanıklılıkHassas, dikkatli kullanım gerektirirSağlam, evde kolay kullanım
Fantom GüçGenellikle gerekli (XLR modellerde)Gerekmez
FiyatOrta-yüksek Daha uygun
Evde KullanımSessiz, akustik düzenlemeli odalarGürültülü, düzenlemesiz ortamlar

Evden Seslendirme için Hangi Mikrofonu Seçmelisiniz?

Evden seslendirme yapan bir sanatçı olarak mikrofon seçiminiz, çalışma ortamınız, projeleriniz ve bütçenize göre şekillenmelidir. İşte bazı senaryolara göre öneriler:

Ek İpuçları

Sorular, DIY öneriler

Evden seslendirme yapan bir sanatçı için “Kondenser mi dinamik mikrofon mu daha iyi?” sorusunun cevabı, çalışma koşullarınıza ve projelerinize bağlıdır. Sessiz bir odada, akustik düzenlemeyle çalışıyorsanız ve sesinizin her detayını yakalamak istiyorsanız, kondenser mikrofonlar en iyi seçimdir. Ancak eviniz gürültülüyse veya bütçeniz kısıtlıysa, dinamik mikrofonlar pratik ve etkili bir çözüm sunar.

Karar vermeden önce şu soruları yanıtlayın:

Bu sorular, ev stüdyonuz için en uygun mikrofonu seçmenize yardımcı olacaktır. Hangi mikrofonu seçerseniz seçin, doğru teknik, ortam ve tutkuyla birleştirildiğinde, evden seslendirme projelerinizde profesyonel sonuçlar elde edebilirsiniz!

Türkiye’de dizi, film ve oyun tutkunlarının sıkça ziyaret ettiği bir platform olan www.seslendirmekadrolari.com, seslendirme sanatının perde arkasına ışık tutan eşsiz bir kaynak. 2011 yılından beri faaliyet gösteren bu site, ülkemizde yayınlanmış yapımların Türkçe seslendirme kadrolarını titizlikle arşivleyerek, seslendirme sanatçılarının hangi filmlerde, dizilerde ve oyunlarda hangi karakterlere hayat verdiğini merak edenlere kapsamlı bir rehber sunuyor. Seslendirme sanatının değeri ve bu alandaki sanatçıların emeği hakkında farkındalık yaratmayı amaçlayan site, hem nostalji sevenler hem de güncel yapımları takip edenler için bir hazine niteliğinde.

Seslendirme Kadroları Nedir ve Ne Sunuyor?

Seslendirme Kadroları, adından da anlaşılacağı üzere, Türkçe dublaj dünyasına odaklanmış bir platform. Site, yüzlerce dizi, film ve oyunun seslendirme bilgilerini derleyerek kullanıcılarına sunuyor. Örneğin, bir Disney Channel dizisi olan Zack ve Cody Güvertede’yi izlerken Cole Sprouse’un canlandırdığı Cody Martin karakterini kimin seslendirdiğini merak ediyorsanız, siteye girip bu bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz (Cody Martin’i Oğuz Işık seslendiriyor). Ya da Sürekli Dizi (Regular Show) gibi popüler animasyonlarda Mordecai’yi Harun Can’ın, Rigby’yi ise Özgür Özdural’ın seslendirdiğini öğrenmek sadece birkaç tık uzağınızda.

Sitenin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yalnızca ana karakterlerin değil, yan rollerdeki seslendirme sanatçılarının da belirtilmesi. Ayrıca seslendirme yönetmenleri, stüdyo bilgileri ve hangi kanalda yayınlandığı gibi detaylar da eklenerek, yapımların dublaj sürecine dair bütüncül bir tablo çiziliyor. Bu, özellikle seslendirme sanatına ilgi duyanlar veya bu alanda kariyer yapmayı düşünenler için oldukça faydalı bir kaynak haline geliyor.

Türkçe Seslendirme Sanatının Arşivi

Türkiye’de seslendirme sanatı, Yeşilçam döneminden beri sinema ve televizyon dünyasının ayrılmaz bir parçası. Yabancı yapımların Türkçe’ye kazandırılmasında seslendirme sanatçılarının katkısı yadsınamaz. Seslendirme Kadroları, bu emeği görünür kılmak ve sanatçıların hangi projelerde yer aldığını belgelemek adına önemli bir misyon üstleniyor. Site, yalnızca güncel yapımları değil, geçmişte iz bırakmış klasikleri de kapsıyor. Örneğin, Yüzüklerin Efendisi serisinde Peregrin ‘Pippin’ Took’u Harun Can’ın seslendirdiğini ya da SüngerBob’un enerjik karakterine Murat Prosçiler’in hayat verdiğini öğrenmek, nostaljik bir yolculuğa çıkmak isteyenler için keyifli bir deneyim sunuyor.

Ayrıca site, yalnızca animasyon veya dizilerle sınırlı kalmıyor; büyük bütçeli filmlerden video oyunlarına kadar geniş bir yelpazede bilgi sağlıyor. Deadpool gibi aksiyon dolu bir yapımda Harun Can’ın esprili tonlamalarını duymuş olabilirsiniz, ama aynı sanatçının Ejderhanı Nasıl Eğitirsin serisinde Hıçkıdık’a da ses verdiğini biliyor muydunuz? İşte Seslendirme Kadroları, bu tür bağlantıları ortaya çıkararak sanatçıların çok yönlülüğünü gözler önüne seriyor.

Kullanıcı Dostu Bir Platform

Seslendirme Kadroları’nın tasarımı sade ama işlevsel. Ana sayfada kategorilere ayrılmış bölümlerle karşılaşmak mümkün: diziler, filmler, oyunlar ve animasyonlar. Her bir yapımın altında seslendirme kadrosu alfabetik sırayla listeleniyor ve genellikle orijinal oyuncunun adı, karakterin adı ve Türkçe seslendirmeyi yapan sanatçının adı yer alıyor. Bazı durumlarda, bir karakteri birden fazla sanatçının seslendirdiği alternatif kadrolar da belirtiliyor (örneğin, Zack ve Cody Güvertede’de Zack Martin’i hem Onur Bay hem de Özgür Ünsal seslendirmiş).

Sitenin sosyal medya hesapları da oldukça aktif. Facebook ve Twitter üzerinden düzenli güncellemeler yapılarak yeni eklenen kadrolar duyuruluyor. Bu, takipçilerin güncel kalmalarını sağlarken, topluluk hissini de güçlendiriyor. 10 binden fazla takipçisiyle Seslendirme Kadroları, seslendirme meraklıları arasında bir buluşma noktası haline gelmiş durumda.

Seslendirme Sanatçılarının İzinde

Seslendirme Kadroları’nı özel kılan şeylerden biri, sanatçıların kariyerlerini takip etme imkânı sunması. Örneğin, Harun Can gibi tanınmış bir seslendirme sanatçısının sesini Deadpool, Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok ve Şrek 4 gibi farklı türlerdeki yapımlarda duymak, onun yeteneğinin genişliğini anlamak açısından çarpıcı. Aynı şekilde, Yekta Kopan’ın Buz Devri’nde Sid’e kattığı sevimlilik ya da Sezai Aydın’ın Rocky serisindeki Bill Cosby performansları, bu sanatçıların neden bu kadar sevildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Site, aynı zamanda seslendirme sanatının bir ekip işi olduğunu hatırlatıyor. Seslendirme yönetmenleri (örneğin Oğuz Özoğul) ve stüdyolar (İmaj Stüdyoları, Saran Digital Stüdyoları gibi) da sıkça belirtilerek, bu sanatın teknik yönüne de dikkat çekiliyor. Bu detaylar, dublajın sadece bir mikrofon ve sesten ibaret olmadığını, aksine ciddi bir koordinasyon gerektirdiğini gösteriyor.

Neden Ziyaret Edilmeli?

Seslendirme Kadroları, hem eğlence hem de bilgi arayanlar için ideal bir durak. Çocukluğunuzda izlediğiniz bir çizgi filmin seslendirme sanatçısını bulmak, sevdiğiniz bir karakterin arkasındaki sesi keşfetmek ya da sadece Türkçe dublajın ne kadar zengin bir dünya olduğunu görmek istiyorsanız, bu site tam size göre. Üstelik, seslendirme sanatına ilgi duyan gençler için de bir ilham kaynağı; hangi sanatçının hangi projelerde yer aldığını görmek, bu mesleğin çeşitliliğini anlamak açısından ufuk açıcı.

Sonuç olarak, seslendirmekadrolari.com, Türkçe seslendirme sanatının geçmişini ve günümüzünü bir araya getiren nadir platformlardan biri. 2011’den beri süregelen bu çaba, Türkiye’de dublajın ne kadar köklü ve değerli bir sanat olduğunu kanıtlıyor. Eğer siz de “Bu karakteri kim seslendirmiş acaba?” diye merak edenlerdenseniz, Seslendirme Kadroları’nı ziyaret etmeden geçmeyin. Belki de bir sonraki favori seslendirme sanatçınızı bu sitede keşfedeceksiniz!

Dublaj Fransızca kökenli bir kelime olup, kökü “duble etmek” yani ikilemekten gelir. Bu nedenle de hangi şekliyle olursa olsun esas mesele orijinal olana sadık kalmak ve orijinal olanı en iyi biçimde “ikilemektir”. Bu beraberinde duyguları, vurguları, söylenmek isteneni ve daha bir çok şeyi kendi sesinize, konuşmanıza en iyi şekilde adapte etmenizle gerçekleşir.

Dolayısıyla aslında iyi bir taklit yeteneği gerektiği gerçeğini baştan görmek çok önemlidir. Yeteneğin, bu işin büyük bir kısmını çözmeye yettiğini de sakın düşünmeyin, çünkü çok önemli bir kısım daha var ki; o da eğitim ve çalışmak. Anlatılması zor bir yolculuk sözünü ettiğimiz şey ama bir o kadar da keyifli ve meyvesini almaya başladığınızda duyacağınız hissi kendine has.

Dublaj/Seslendirmenin kullanıldığı bir çok alan bulunmakta. Bunları basit olarak alt başlıklarıyla şöyle sıralayabiliriz;

  1. Yerli Yapımlar(Film/Dizi)
  2. Yabancı Yapımlar (Film/Dizi)
  3. Reklam, Tanıtım, Ivr v.b. işler

Bütün bu alanların kendilerine göre kuralları, üslupları ve konuşma teknikleri var. Bunlar arasında sadece birine yoğunlaşmak mümkün olabildiği gibi; açık olmanız ve kabiliyetleriniz doğrultusunda çok yönlülük kazanabilmeniz de mümkün.

Yerli yapımların seslendirilmesi söz konusu olduğunda çoğunlukla sesli çekilmeyen ve konuşmaların temiz olarak kaydedilmediği, bu nedenle de stüdyoya girilip işin seslendirilmesinin profesyonel konuşmacılar ve filmde oynayan oyuncular tarafından yeniden yapıldığı işlerdir. Görüntüdeki insanlar sizinle aynı dili konuştuğu ve dudak hareketleri de çok bariz olduğu için, bu işlerde hem konuşmanızın oyuncunun dudaklarına tam oturması gerekir, hem de oyuncunun yaptığı hatalı bir vurgu v.b. durum varsa bunların da tarafınızdan düzeltiliyor olması gerekir. Bu işler gelişen teknoloji ve set ortamında temiz ses imkanlarının artmasıyla artık oldukça azalmıştır. Yine de yapılış biçimiyle ilgili bilgi sahibi olmak önemlidir.

Yabancı Yapımların durumuysa çok daha farklıdır. Çünkü çoğunlukla karşınıza çıkan yapımların dili İngilizce, Fransızca, Almanca olmakta olup dil yapılarımızın tamamen farklı olması sebebiyle birebir dudak senkronu mümkün olmadan nefeslerin, durakların doğru bir şekilde oturtularak, duygusunu-vurgusunu eksik bırakmadan icra edebilmek yetisi gerekir. Eğer yapılan iş sinema filmi değilse prova-kayıt gibi çok fazla fırsatınız olmayacağından algılarınızın, metin deşifre etme kabiliyetinizin gerçekten açık olması gerekir.

Reklamlar kısmı gelince belki de mesaisi en az gibi görünen ve çok büyük birikim isteyen tarafı tam da bu kısmı işin. Çoğunlukla ne sıklıkla size işin geleceğini bilmediğiniz ama aynı zamanda da her zaman kayda hazır olmanız gerekiyor. Bir de tabii ki müşterinin sizden istediği duyguyu metin içinde yakalamanız gerekiyor. Teknik açıdan bu iş bir duble etme meselesi değil daha çok yaratıcılığınızın konuşması gereken bir iş. Reklam seslendirmesi yapıyorsanız asla unutmamanız gereken şey; reklam yazarlarının o metinlerdeki her kelime için belki defalarca toplantı yapıp bir tercihin neticesinde o kelimeyi oraya koyduğunu unutmamak. Bu nedenle konuşmacıya düşen en önemli görev her kelimenin hakkını vermek oluyor. Çok sıkıştırılmış bir zamanda çok sıkı bir performans ortaya koymak bu işin olmazsa olmazı.

Öğrenilmesi sadece kurslarla gerçekleşen bir süreç elbette değil. Çıraklığının da (veya staj da diyebiliriz.) zorlu olduğu bir süreç. Kurslarda doğru isimlerle alacağınız doğru bir eğitim ve sizin de çalışmalara yüksek katılımınızla birlikte kurs sürecinde öğreneceğiniz en mühim şey bu işin abc’si yani nasıl yapıldığı, fonetik – diksiyon temelleri ve mikrofon karşısındaki temel becerilerin oluşması üzerinedir.

Böyle ön bilgiler her zaman seslendirme sanatçısı adayları için önemlidir.

Ses tasarımı, müzik – dublaj ve görsel tasarımı bitmiş olan işin ses efektleri ve görüntüye göre hareket içeren sesli ögelerin eklenmesi işlemidir.

Ses tasarımında mainstream yayınlarda, kulağa alışkın seslerin kullanılması da önemlidir.

Kulağa alışkın olmayan seslerin kullanımı genelde tercih edilmez.

Kayma, düşme, kapı çalması, telefon çalması, pencere açılması, ortam sesleri, bip tik gibi kısa efektler genel olarak kullanılır. Normal hayatta olmayan başka sesler kombine ve sentez etmek de gerekli olabilir.

Tabii ki, efektlerin senkronizasyonu ve doğru şekilde miksaj edilmesi de profesyonel stüdyoların işidir.

Dublaj stüdyolarında miksaj işlemi ayrı odalarda yapılır. Reklam veya daha butik işler yapan stüdyolarda ise dublajdan sonra ses tasarımı ve miksaj işlemleri görüntü için hızlıca yapılabilir. Genelde acil yayına gönderilmesi gerektiğinden bu işler önceliklidir.

Görüntüye montaj, video departmanı olan dublaj stüdyolarında mümkündür. Projenizin yeni dublajı eski dublajın üzerine, otomasyon ile yapılabilmektedir. Bu da ayrıca bir iştir.

Bu tarz hizmetleri içlerinden hem ses stüdyosu hem video departmanı olan yani görsel işleri yapabilen ajanslardan veya film şirketlerinden alabilirsiniz.

Her gün uygulayacağınız rutin çalışmalarla seslendirme performansınızı artırın…

Balon şişirin !

Daha iyi bir seslendirme performansına kavuşmak için uygulayabileceğiniz en basit metotlardan biri, balon şişirmek. Nefesinizi çok daha rahat kontrol edebilmenizi ve ciğer kapasitenizi artırmanızı sağlayan bu egzersizde, balonu şişirirken nefesinizi ilk seferde daha uzun ve yavaş olarak verin. Balonun havasını alıp ikinci kez şişirmeye çalışırken de kısa süren fakat ses çıkarmayan nefeslere yer verin.

Her gün 3-4 balon şişiriyor olmanız, seslendirme çalışmalarında başlangıç için oldukça ideal.

Dudaklarınızın arasına kalem koyun !

Seslendirme sanatçıları için oldukça verimli bir başka egzersiz de her sabah tekrarlanabilecek, dudak arasına yerleştirilen bir kalem yardımıyla 5-10 dakika boyunca gazete, dergi okumak. Bu egzersizi her gün tekrarladığınızda birkaç hafta içerisinde dil ve ağzınızı çok daha verimli kullanabiliyor olduğunuzu hissedecek, daha kaliteli bir seslendirme performansına kavuşacaksınız.

Su altında nefesinizi tutun !  

İster deniz veya havuzda isterseniz küvetin içerisinde, su altında nefes tutmak seslendirme performansı açısından oldukça önemli olan nefes kontrolü için gerçekten faydalı bir egzersiz. Nefesinizi derin fakat yavaş yavaş alarak tutmalısınız. Bu metodu geçmişte en çok kullanan isimler, muazzam ses hacmine sahip olan Frank Sinatra ve Dean Martin gibi isimler.

Dilinizi çalıştırın !

Dilinizi ağzınızın içerisinde 360 derece döndürün, hatta adeta bir diş fırçası gibi dişlerinizin üzerinde gezdirin. Dilinizi çenenize, burnunuza değdirecek gibi uzatın, esnetin. Bu egzersizi topluma açık bir yerde pek denemeyin, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Seslendirme seanslarından önce veya sabah saatlerinde günlük rutininize ekleyeceğiniz 5 dakikalık bir dil egzersizi, seslendirme performansınızı artıracaktır.

Hızlı okuma

Seslendirme projelerinde işi veren markalar, reklam ajansları kısacası müşteriler sizden hızlı hızlı okumanızı çoğunlukla beklemeyecektir. Hatta stüdyoya kayda girdiğinizde, hemen okuyayım da çıkayım, üzerimden bu yük kalksın mantığını güderseniz, başarılı olma şansınızı azaltırsınız. Boş zamanlarınızda, özellikle uzun metinler veya kitap üzerinde yapacağınız hızlı seslendirme çalışmaları göz ve ses koordinasyonunuzu artıracak, hatta ilk defa karşılaşacağınız bir okuma metninde cümlenin başını okurken sonunun nasıl geleceğini içgüdüsel olarak daha iyi kavramanızı pekiştirecektir. Bu da netice itibarı ile vurguyu hangi kelime ya da kelimelere vermeniz gerektiği konusunda size zamanla kendinizin bile şaşıracağı içgüdüsel bir tecrübe katacaktır.

Yüzünüze masaj yapın !

Seslendirme performansınız, yüzünüzün kayıt esnasındaki doğru ifade ve gevşekliğine göre artar.  Yüz kaslarınızı hareket ettirmeniz, burun ve göz kenarlarınıza, şakaklarınıza hafif dokunuşlarla masaj yapmanızı öneririz. Yüzünüzü şekilden şekile de sokabilirsiniz, çekinmeyin!

Bu yazımızda Dublaj ücretleri, kaşe nedir ve vergiler hakkında bilgi vereceğiz.

Seslendirme ve dublaj sanatçılarının tecrübe ve isimleriyle birlikte belirledikleri kaşe bedelleri vardır. Bu kaşeler genelde; Dizi-Film Başrol, Yan Rol vb – Reklam olarak ikiye ayrılırlar.

Dizi film kaşeleri reklam kaşelerinden daha düşüktür, aslında stüdyoda geçirilen saat daha fazladır. 90 dk’lık bir filmde başrol konuşan sanatçı X lira kaşe bedeli talep ederken, aynı sanatçı bir reklam filminde 30sn. konuşmak için 3X ya da 5X kaşe bedeli isteyebilir.

Bu durum neden ileri gelmekte size açıklayalım:

Tv’de oynayacak bir Film-Dizi yüksek fiyatların ödendiği bir yayın değildir. Örneğin 90 dk’lık bir TV filmi, öğleden sonra yahut gece saatlerinde, film arasına 3-5 kuşak düşük bütçeli reklam alıp yayınlanır. Böylece Kanala gelir olarak çok fazla bir yansıması olmaz. Daha doğrusu, TV’de film izlenme oranı günümüzde çok düşük olduğundan, film arası satılan reklamın da ücretleri düşük olmaktadır. Böylece TV’nin 90+80: 170 dk ‘lık yayınından geliri az olmakta, filmlere de bu şekilde fiyatlar ödeyebilmektedir.

Prime Time yani 18(19):00-24:00 saatleri arası diye bilinen saatler arasındaki programlara alınan reklamlar için ise, gerçekten dünyanın parası ödenmekte. 8 sn.’lik bir spot için ulusal tek bir kanala kuşak başı 5 tekrarlı bir reklam girme maaliyeti 500-800bin TL arası değişmekte. 4-5 ulusal kanala girildiğini düşündüğünüzde bu bütçeyi siz düşünün. Bu durumda reklamın prodüksiyonun da harcanan ücret’in içinde reklam seslendirme bedeli/kaşesi normal film dublaj kaşelerinden çok daha fazla olması kaçınılmazdır. Halbuki konuşan aynı stüdyoda harcadığı emek aynı, fakat amaç TİCARİ olduğundan, fiyatlar da ticari olmak zorundadır.

O yüzden Reklam Kaşe bedeli tek mecra için geçerlidir.

Vergilendirme şu şekilde olur:

X Kaşeli bir sanatçı, -Serbest Meslek Makbuzu keserken:

Net tutar: X Kaşe Bedeli

Brüt Tutar: Y

Y’nin %80’si : X’ye eşittir. Kalanı ise Stopaj bedelidir.

Y’yi hızlıca X kaşe bedelinden: X çarpı 1.25 eşitliğinden elde edebiliriz.

Brüt üzerinden %18 KDV olarak hesaplayıp.

Brüt – Net Tutar + KDV Tutarı olarak tahsilat yapar.

Makbuzu alan ise beyannamesinde Stopaj bedeli olan Brüt üzerinden %20’lik tutarı devlete geri öder.

Bir hesap örneği: 

100 TL kaşe bedeli olan bir sanatçı, ödeme alırken makbuzunu şu kalemlerde keser:

Net tutar: 100 TL

Yani Brüt Tutar’ın %80’si :100 TL, %20’si Stopaj Bedeli.

Netten Brüte: 100 TL x 1.25: 125 TL olarak dönüştürebiliriz.

Brüt tutar 125 TL’dir. (125 TL’nin %20’si 25 TL’dir – 125 TL- 25TL : 100 TL Net tutar)

125 TL üzerinden %18 KDV bedeli: 22.5 TL 

NET tutar + KDV: 100 TL + 22.5 TL = 122.5 TL ödeme alır.

PEKİ BİR REKLAMIN KAÇ KAŞE OLACAĞINI BİLMİYOR MUSUNUZ?
ÜCRETSİZ HESAPLAMA MODÜLÜMÜZÜ KULLANIN, BİR REKLAMDAN KAÇ KAŞE İSTEMENİZ GEREKTİĞİNİ BİLİN!

PROFESYONEL STÜDYOLAR ve SİSTEMLER:

Profesyonel stüdyolarda seslendirme kaydı için kurulmuş sistemler oldukça pahalıdır ve her türlü ihtiyaca özel olarak dizayn edilmiştir. Dublaj stüdyolarının genel yapıları iki bölümden oluşur.

1- Kayıt odası: Kayıt yapılacak olan yalıtımlı stüdyo kısmı, -kayıt odası – canlı oda- olarak da geçer; Seslendirme Sanatçılarının kayıt yaptığı, mikrofonların, kulaklıkların, dublaj görüntü ekranının bulunduğu olabildiğince az yankılı ve dışarıdan ses geçirmeyen izole bir bölümdür.

2-  Kontrol odası; Kayıt odasında bulunan mikrofon, kulaklık ve görüntü ekranına senkronize bağlanmış cihazların, o cihazları kontrol eden operatör kişinin – ses mühendisinin, yönetmenin ve muhtemelen müşterinin bulunduğu bölümdür. Kontrol odası doğru bir mix yapmak için çok iyi bir akustik düzenlemeye ihtiyaç duyar.

Stüdyoda olması gereken cihazlar ve teknik ekipmanlar:

1. Mikrofonlar:

Mikrofonlar (transmitter) ses yani akustik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren cihazlardır. Herhangi bir ses kaynağından çıkan ses dalgaları mikrofonun içindeki özel bir membranı titreştirir. Membranın etrafındaki manyetik alan düzeneği sayesinde, milivoltlar seviyesinde elektrik akımı oluşur ve bu ses dalgasınının akustik enerjisini, elektrik enejisi olarak dönüştürülür. Mikrofonların fiziksel, kimyasal özellikleri çok detaylıdır, fakat bu kitap bir kısayol dökümanı olduğundan çok fazla detaylara girilmeyecektir.

Mikrofonlar kullanım alanları ve tipleri olarak çok fazla çeşitli olmakla birlikte genelde Seslendirme ve Dublaj Stüdyolarında kullanılan mikrofon tipleri şunlardır:

a. Kapasitif (condenser) mikrofonlar

b. Dinamik (dynamic) mikrofonlar

c. Yaka (lavalier) mikrofonlar

d. Shotgun mikrofonlar

 2. Kulaklıklar

Profesyonel stüdyolarda kulaklıların özellikleri genelde tam kapalı stüdyo kulaklıklarıdır. Tam kapalı olmasının sebebi kulaklığa gelen sesin kaçıp tekrar mikrofona kaydedilmesini önlemektir. Profesyonel stüdyolarda kulaklıklar özel kulaklık pre-ampları ile kullanılmaktadır. Çünkü genelde kayıt cihazında ayarlanan kulaklık mixi, kontrol odasında yönetmenin, ses mühendisinin ve müşterinin duyduğu mixten farklıdır. Sanatçıya göre optimize edilir. Bu ayrımları sağlamak için de özel routingler -yönlendirmeler yapılır.

3. Dublaj Monitörleri – Ekranları:

Dublaj monitörleri profesyonel stüdyolarda genelde iki adet olur. Bir tanesi kayıt odasında bir tanesi ise kontrol odasında olur ve aynı görüntüyü oynatırlar.

Ses ile görüntüyü aynı ayna işleyebilen yazılımın video çıkışına bağlanırlar ve sanatçıya görüntünün tam sekron iletilmesini sağlar. Böylece dublör seslendireceği karakteri sadece metinden ziyade kayıt esnasında görüntüsünü de takip edebilir.

Kontrol Odası ve Ekipmanları

Kontrol odası akustik olarak iyi tasarlanmış olmalıdır. Kaydedilen sesleri dinleyip mixlerken, yankılı ve sıkıntılı bir odada çalışmak, proje için büyük bir yanlış olur. EQ ayarları vb. dinamik işlemcileri kullanırken doğru olmayan bir akustik dizayn ses kaydının yanlış işlenmesine ve kötü duyumuna yol açabilir.

Profesyonel stüdyolarda akustik düzenlemeler akustik profesyoneller tarafından yapılmalıdır. Gerekli ölçümlerden sonra odanın boyutuna göre çeşitli akustik paneller konulmalı ve kayıt ve mix için gerekli akustik dizayn sağlanmalıdır. Yankı ve tiz-bas önleyici paneller, gömülü düzenleme tasarımları da mevcuttur.

Kontrol odasında genel olarak bulunan ekipmanlar şu şekilde sıralanabilir:

Kayıt Cihazı – Ses Kartı:

Kayıt cihazı – Ses kartı; Talkback kontollörü – hoparlör, kulaklık ve mikrofon ile bağlantılı olup, kayıt odası ile kontrol odasının bağlantı işlevini sağlayan anabirimdir. Mikrofondan gelen sinyalleri bilgisayara aktarabilen, analog sinyali dijital sinyale çeviren chipler barındıran bir birimdir. Mikrofon girişlerine mikrofonlar, kulaklık çıkışlarına kulaklıklar ve monitör hoparlör ya da main çıkışlarına kontrol odasında bulunan referans hoparlörler bağlanarak sinyal akışı tamamlanır.

Ses kartları ve kayıt cihazlarında markaların bir çok modeli bulunmaktadır. Profesyonel stüdyolarda en sık kullanılan marka AVID Protools HD arabirimleridir. PCI DSP kartları ile desteklenen kendinden işlemcili ses kartları ile bilgisayar işlemcisine yüklenmeden kendi içinde ses işleme işlemini yürüten cihazlardır. Aynı zamanda kendi kayıt arayüzü olan Protools programı ile sorunsuz senkron çalışmaktadır. Protools’un videolar ile de sorunsuz çalışması dublaj çalışmalarında hızlı bir iş akışı sağlamaktadır. Protools yazılımı 2011’e kadar ancak kendi arabirimleri ile çalışabilmekteydi, artık her türlü arabirim ile sorunsuz çalışabilmektedir. Bu da pahalı AVID arabirimlerini edinmeden sadece yazılımı satın alarak mevcut ses kartları ile çalışmanın yapılabildiği anlamına geliyor.

Bazı stüdyolarda ise Steinberg firmasının post-prodüksiyon için özel olarak tasarladığı Nuendo isimli yazılımı ve yine Steinberg firmasının Nuendo ile senkron çalışabilen ses kartları ve arabirimleri bulunmaktadır. Bu ses kartları AVID gibi kendi içlerinde kendi Plug-in’lerini kendi işlemcileri ile bilgisayarın işlemcisine yüklenmeden kayıt ve mix imkanı sunmaktadır. Nuendo’nun yanında genelde müzik prodüksiyonu için tasarlanmış yazılımı Cubase de mevcuttur. Cubase de sektörde fazlaca tercih edilen bir yazılımdır. Steinberg firması’nın Cubase yazılımı, AVID Protools’un aksine başlangıçtan beri diğer arabirimlerle sorunsuz çalışmaktadır. Bu yüzden ileride uygun fiyatlı alternatifler kısmında çokça Cubase’den bahsedilecektir.

Kayıt cihazlarının portatif olanları da mevcuttur. Genelde sesli çekim sırasında kullanılırlar, çekim sırasında kameranın yanında yapım için kullanılacak ses kayıtlarını yaka mikrofonunundan ve/veya boom mikrofonundan kaydeden, pille bile çalışabilen oldukça pratik cihazlardır. Bazı öne çıkan markaları ise  Zoom, Tascam, Yamaha ve Sound Devices’dır.

Ses kartları’nın alternatifleri ve pratik kullanımlarını ilerleyen kısımlarda detaylı olarak inceleyeceğiz.

Mixer:

Mixerler adı üstünde ses karıştırıcıdırlar. Sesi istenilen kanallara yollara yollamak işlemek ve tekrar istenilen kanallara çağırmak için kullanılan kontrol ünitesidir. Genelde çok kanallı dublaj kayıtlarında ve önceden alınmış dublaj mixlerinde el altında -göz önünde- bulunan kanallarla hızlıca çalışabilmek için tasarlanmışlardır.

Örneğin 15 karakterin bulunduğu bir filmde 15 dublaj(ADR) kanalı, 2-3 FX(efekt) kanalı, 10- 12 Muzik kanalı, ortam sesleri kanalları vb. seslerin bulunduğu kanallarla çalışılan toplam kanal sayısı 100’e kadar çıkabilmektedir. Böyle durumlarda en azından 64 kanalın kontrolu elinizin altında olması büyük kolaylıktır.

Fakat yakın çağdaki dijital gelişmeler bunları yazılımsal olarak çok daha pratik kılmaktadır. Sadece sanal olarak dijital ortamdaki kanalları kontrol eden üniteler üretilmekte ve aslında analog bir mixerin görevini üstlenmektedir. Örneğin AVID ICON D-Control çok kanallı bir mouse klavye görevi görmektedir. ICON, Protools programını ethernet bağlantısı ile kontrol eder ve dijital dünyada analog hissini yaşatır. Üstün özellikleri ile de dublaj – seslendirme kayıt, 5.1 Dobly mix ve bunun gibi ses işlerinde önemli rol oynar.

Mixerler Dijital ve Analog olarak ikiye ayrılırlar. Gelişen teknoloji ile kayıt cihazları artık mixerlerin içine entegre edilmiş, ve hem mix işi hem de  kayıt işini aynı anda yapabilen birimlere dönüşmüştür. Bilgisayara USB ya da Firewire protokollerinden bağlanarak data transferini gerçekleştirirler. Hatta bazı ileri teknolojik mixerlerde kayıt odası ile iletişimi sağlayan talkback mikrofonları mixerin üzerine entegre edilmiştir. Böylece tüm prodüksiyon bu entregre mixerler ile tamamlanabilmektedir.

Portatif mixerler de yine sesli dış veya iç çekimlerde kullanılmak üzere az sayıda kanallı ve taşınabilir olarak tasarlanmıştır.

Monitor, CUE ve Talkback Kontrolörü:

Bazı mixerler bahsettiğimiz gibi sadece ses karıştırma işlemlerini yaparlar. Ya da ses kartları sadece analog dijital çevirici ve mikrofon pre-amp işlevlerini üstlenir.

Monitör kontrolü şunun gibi bir senaryoda önemli olabilmektedir: Kaydettiğiniz bir seslendirme veya dublajın final mix’ini dinlemek istediğiniz bir Dolby ya da stereo sistemi hatta bir TV bile olabilir, bu durumda bilgisayardaki projenizin ana ses çıkışını bu birimlere yönlendirebilmenizi ve bu birimlerden de referans almanızı sağlarlar.

Çoğu monitör kontrolör CUE(kulaklık mixi) ve Talkback için imkan sağlar. Bunlarda kayıt sırasında olmazsa olmaz öğelerdir. Kayıt odasındaki seslendirme sanatçısı, projedeki bazı sesleri / kanalları duymak istemeyebilir, bu durumda sanatçıya gönderilen mix ile kontrol odasında çalınan mixi ayrımanız gerekir. CUE dediğimiz bu çıkışlar, bu mixi yapmanız için ayrılmış özel giriş ve çıkışlara sahip fiziksel protokollerdir.

CUE mixine gönderilen kanalların volume ayarları pre-fader olacak gönderilir. Pre-fader kavramı; kanaldaki sinyalin ana fader’dan önce belirlenmiş tarafa yollanması olarak kısaca özetlenebilir. CUE mixi yaparken öncelikle projede her kanalı kendi faderlarınız dışında kontrol edebileceğiniz iç bir yol yaratmanız gerekir. Çağımızdaki dijital kayıt yazılımları BUS adı verilen bu yolları yaratıp yeni kulaklık mixinizi ayırmanız için oldukça yeterlidir. CUE için bir BUS ayırdığınızda o anda sanatçı için ayrıdığınız kayıt kanalı da dahil tüm diğer kanalları ayrıca kontrol edebildiğiniz bir ses yolunuz olmuş olur. Böylece sanatçıya istediği ses seviyesinde ve panoramasında rahatça çalışma imkanı sunmuş oluyorsunuz. Kontrol odasında yönetmen ve müşterinizin isteklerine de içerideki sesten bağımsız cevap verebiliyorsunuz.

Pre-fader, BUS, CUE gibi kavramların işlevleri/sıralaması, donanımsal ve yazılımsal olarak üreticiden üreticiye değiştiği için, profesyonel kayıt sistemleri kısmında kısaca geçilip, kitabımızın konusu olan alternatif kayıt yöntemlerinde geçecek olan yazılımlar ve donanımlar için detaylıca anlatılacaktır.

Monitör -Referans- Hoparlörler:

Kontrol odasında bulunan, profesyonel dublaj ve seslendirme stüdyolarında en az 6.5” – 10” lik bas sürücüye ve belli kalite standartlarına sahip pahalı hoparlörlerdir. Flat denilen düz cevap vermeleri asıl özellikleridir.

Monitörler içerisine konulan odanın akustiği ile doğru orantılı olarak iyi veya kötü cevap verirler. En doğru ve pahalı hoparlörler bile akustik olarak hatalı düzenlenmiş bir odada gerçekten çok kötü sesler çıkartabilmektedir. Örneğin; bir filmi akustiği yanlış olan bir odada final mixine sokup, sinema salonlarında oynattığınızda gerçekten kötü sonuçlar, gereksiz fazla ya da az sub-basslar ya da panoramik imajların bozuk olduğunu anlarsınız.

Sinema için film dublaj ve FX mixleri Dolby lisanslı stüdyolarda gerçekleşmektedir. Dolby şu anda sinamalarda bir standart olmuş audio encode-decode sistemidir. Türkiye’de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az Dolby lisansli mix sinema salonu vardır.

Profesyonel stüdyolarda 5.1 – 7.1 – 2.1 ve Stereo olmak üzere hoparlör sistemleri mevcuttur.

Kayıt ve İşleme Ana Bilgisayarı:

Bilgisayarlar senelerdir kapasiteleri doğrultusunda ses ve görüntü çözümleri için profesyonel olarak kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ile artık bilgisayarlar gerçek iş istasyonları olmuştur.

Profesyonel stüdyolarda bilgisayar işletim sistemi ve donanım tercihi genelde Apple markası ve OSX işletim sistemi olmaktadır. Bunun sebebini kullanıcıların ağzından dile getirirsek: Stabil, hızlı ve sorunsuz çalıştığı söylenebilir. Bir sektör standardı olan Apple ve ürünleri, ses ve görüntü konusunda oldukça başarılı özgeçmişe sahiptirler.

Windows ve OEM tarzı kullanımlar da bazı stüdyolarda görülmektedir. Tamamen tercih meselesi olmakla beraber bazı ses ve görüntü birimleri ve yazılımları sadece Apple OSX işletim sistemini desteklemektedir.

Ana bilgisayarın hızlı olmasından çok sağladığı protokollerde çok önemlidir. Kayıt sistemlerinden bahsederken AVID firmasının Protools PCI ekipmanlarından bahsetmiştik. Bu ekipmanlar DSP için gerekli PCI kartlardır ve oldukça fiziksel uzunluklara sahiptir. Normal bir OEM kasaya sığamazlar, uzun-tip kasalara ihtiyaç duyarlar veya Apple Mac Pro standardı boyutlarında bir anakart boyutuna ihtiyaç duyarlar. AVID firması şimdilerde Firewire, Thunderblot ve USB birimleri ile bu problemin de önüne geçtiler.

Ana bilgisayarda olması gereken bağlantı noktaları USB, Firewire veya Thunderbolt’tur. Bu noktalar kayıt cihazı ile bilgisayarı bağlayan iletişim kanallarıdır.

DSP içereyen yarı profesyonel sistemler hem portatif hem de her bilgisayarla giriş çıkış uyumluluğuna sahip olduğu için sorun yaratmamakta yalnızca plug-in çalıştırmak için yerel güçleri yani bilgisayarın işlemcisini kullanmaktadır. O yüzden yarı profesyonel sistemlerde kayıt ve mix yapılacak ise, gerçekten güçlü bir sisteme gereksinim duyulur.

Profesyonel stüdyolarda teknolojik gelişim göz önünde bulundurularak AVID, Apooge, Lynx, Steinberg, Presonus gibi DSP dahili olan sistemler tercih edilmektedir. Teknoloji geliştikçe bilgisayar işlemcileri yetersiz kalmaktadır, fakat cihazlarda dahili olarak bulunan ve sadece özel ses işlemleri yapmak için tasarlanmış işlemciler ömürleri boyunca o işlevleri sorunsuz gerçekleştirebilir.