En İyi Seslendirme Eğitmenleri: Sahneden Sınıfa

Sanatçılar dünyaya diğer insanlardan farklı olarak başka bir dille dokunur: sesleriyle, ifadeleriyle, duygularıyla… Peki ya bir sanatçı sahneden inip, bir sınıfa ya da bire bir bir ders ortamına geçtiğinde ne olur? Bu geçiş sadece kariyer değiştirmek değil, aynı zamanda bilgeliğini, deneyimini ve tutkusunu aktarmanın yeni bir biçimi olabilir. Son yıllarda seslendirme sanatçılarının eğitmenliğe yönelmesi sadece bir trend değil; derin bir içsel dönüşümün ve toplumsal sorumluluğun göstergesi olarak öne çıkıyor.

Peki Neden?

Pek çok seslendirme sanatçısı için eğitmenliğe geçiş, başlangıçta ekonomik bir zorunluluktan doğabilir. Proje sürekliliğinin zorluğu, sektördeki dalgalanmalar veya kariyerlerinin farklı bir aşamasına gelmiş olmaları bu kararı etkiler. Ancak zamanla fark edilen şey şudur: Öğretmek sadece geçici bir çözüm değil, başka türden bir sanat icrasıdır.

Sanatçının birikimi değerlidir, evet… Ancak o birikimi aktarabilmek, onu içselleştirip karşı tarafa açmak bambaşka bir beceridir. Öğretmenlik, sadece “bildiğini söylemek” değil, öğrencinin seviyesine inerek, onu anlayarak ve bazen kendi sesini aramasına yardım ederek yol arkadaşlığı yapmaktır.

Sanatçının İçindeki Pedagog

Deneyim önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Eğitmenlik, didaktik bir aktarımın ötesinde; empati, sabır, açıklık ve yapılandırılmış bir pedagojik anlayış gerektirir. Sanatçının sezgisel doğası, eğitmenlikte bir avantaja dönüşebilir; ama bu, sistemli bir öğretme yöntemine entegre edildiğinde gerçek bir değer kazanır.

Öğrencinin sesiyle barışması, kendi anlatım biçimini keşfetmesi zaman alır. Bu süreçte eğitmen, bir rehber, bir yoldaş, hatta bazen bir ayna olur.

Atatürk’ün Işığında

“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlik üzerine söylediği söz, belki de sanatçı eğitmenlerin ruhunu en iyi yansıtan ifadedir.
Sanatçının da ışığı vardır; kimi zaman mikrofon başında, kimi zaman sahnede parlar. Ancak öğretmenliğe adım atan sanatçının ışığı artık sadece kendi etrafını değil, öğrencilerinin geleceğini de aydınlatmaya başlar.

Bu, yüce bir sorumluluktur. Sanatını paylaşan kişi artık sadece bir performans icra etmez; bir vizyon, bir kültür, bir yaklaşım aktarır.

Bu soruya yanıt vermek tabii ki çok zordur.

Eğer siz özel derslere, atölyelere ve özel kurslara katıldıysanız, yeni katılmak isteyenlere önerilerde bulunmak için LÜTFEN INSTAGRAM SAYFAMIZA YORUM ATMAYI UNUTMAYINIZ.

Eğitim Bir Sanat Biçimidir

Sanat gibi öğretmek de yaratıcı bir eylemdir. Tek bir doğru yol yoktur. Her öğrenci farklıdır; her grup farklı ihtiyaçlara sahiptir. İyi bir eğitmen, anlatımını ve yöntemlerini sürekli gözden geçirir. Kendi öğrendiklerini yeni yollarla ifade etmeye çalışırken hem öğrencisini geliştirir, hem kendini yeniler.

Ses, görünmeyen ama hissedilen bir sanat formudur. Onun eğitimi de öyledir. Sadece teknik bilgiyle değil, duyguyla, ifade gücüyle, özgüvenle ve ilhamla gelişir.

Geleceği Şekillendiren Sesler

Eğitmenlik yapan seslendirme sanatçıları, aslında kendi seslerini çoğaltırlar. Yetiştirdikleri öğrenciler aracılığıyla sanatları başka bedenlerde, başka hikâyelerde yeniden hayat bulur. Belki bir reklam sesi, belki bir animasyon karakteri, belki de bir tiyatro oyuncusu olarak… Ama hepsinde, eğitmenin sesi biraz da olsa yankılanır.

Sanat, paylaşıldıkça çoğalır. Öğretmenlik, sanatın paylaşım biçimlerinden biridir. Bu yüzden ses sanatçısı olarak öğretmenlik yapan her birey, sadece bir eğitici değil; aynı zamanda geleceği şekillendiren bir sanat elçisidir.

Güçlü bir ses, yalnızca sahne sanatçıları veya politikacılar için değil, günlük hayatta kendini ifade etmek isteyen herkes için kritik bir beceridir. Peki, sesinizi nasıl doğal olarak güçlendirebilirsiniz? İşte bilimsel tekniklerden pratik egzersizlere kadar kapsamlı bir rehber:

1. Diyafram Nefesi: Sesinizin Güç Kaynağı

Neden Önemlİ?

Diyaframınız, ciğerlerinizin altında yer alan ve nefes alırken genişleyen bir kastır. Doğru kullanıldığında:

Nasıl Yapılır?
  1. Sırtüstü uzanın veya dik oturun.
  2. Bir elinizi karnınıza, diğerini göğsünüze koyun.
  3. 4 saniye burundan nefes alın (karnınız şişmeli).
  4. 6 saniye ağızdan nefes verin (göğsünüz hareket etmemeli).
  5. Günde 5 dakika pratik yapın.

İpucu: Kitap okurken veya bilgisayar başındayken bu tekniği alışkanlık haline getirin.


2. Duruş (Postür): Sesinizin Fiziksel Temeli

Kötü Duruşun Etkileri:
İdeal Duruş:

Ayakta: Çeneniz paralel, omuzlar rahat, kuyruk sokumu hafif içe.

Otururken: Bel desteği kullanın, ayaklar yere tam temas etsin.

Egzersiz: Duvar testi yapın! Sırtınızı duvara yaslayın. Başınız, omuzlarınız ve kalçanız duvara değmelidir.


3. Ses Projeksiyonu: Sahnede ve Hayatta

Teknikler:
Ses Tınısını Geliştirme:

4. Artikülasyon: Kelimelerinizi Netleştirin

Dudak ve Dil Egzersizleri:
Günlük Pratik:

5. Psikolojik Engelleri Aşmak

Ses Kısıklığının Zihinsel Sebepleri:
Çözümler:

6. Ses Sağlığı: Uzun Vadeli Öneriler


Son Söz: Sesiniz, Kimliğinizdir

Sesinizi güçlendirmek bir maratondur. Bu teknikleri 21 gün boyunca düzenli uygularsanız, farkı hissedeceksiniz. Unutmayın: Dünyanın duyması gereken bir sesiniz var!

Evden seslendirme yapmak, podcast kaydetmek, reklam seslendirmek veya sesli kitap üretmek gibi işler için doğru mikrofon seçimi, ses kalitenizi ve profesyonel algınızı doğrudan etkiler. Kondenser ve dinamik mikrofonlar, ev stüdyolarında en sık tercih edilen iki mikrofon türüdür. Ancak hangisinin sizin için daha uygun olduğu, ev ortamınız, bütçeniz ve seslendirme projelerinizin türüne bağlıdır. Bu makalede, evden seslendirme yapan sanatçılar için kondenser ve dinamik mikrofonların avantajlarını, dezavantajlarını ve kullanım senaryolarını ele alacağız.

Soldaki Kondenser Mikrofon, Sağdaki ise Dinamik Mikrofondur.

Kondenser Mikrofon Nedir?

Kondenser mikrofonlar, ses dalgalarını bir kapasitör aracılığıyla elektrik sinyallerine dönüştüren hassas cihazlardır. Ev stüdyolarında sıkça tercih edilirler çünkü vokallerin ince detaylarını ve duygusal nüanslarını yakalamada üstündürler.

Kondenser Mikrofonların Özellikleri

Evden Seslendirme için Avantajları

Evden Seslendirme için Dezavantajları

Evde Kullanım Önerileri

Dinamik Mikrofon Nedir?

Dinamik mikrofonlar, sesi bir diyafram ve bobin sistemiyle elektrik sinyallerine çevirir. Dayanıklı yapıları ve gürültüye karşı dirençleri, onları evde değişken akustik koşullarda bile kullanışlı kılar.

Dinamik Mikrofonların Özellikleri

Evden Seslendirme için Avantajları

Evden Seslendirme için Dezavantajları

Evde Kullanım Önerileri

Kondenser ve Dinamik Mikrofonların Evde Karşılaştırması

ÖzellikKondenser MikrofonDinamik Mikrofon
HassasiyetYüksek, vokal detaylarını yakalarDüşük, arka plan gürültüsünü azaltır
Ses KalitesiZengin, doğal, stüdyo kalitesindeDaha az ayrıntılı, pratik
DayanıklılıkHassas, dikkatli kullanım gerektirirSağlam, evde kolay kullanım
Fantom GüçGenellikle gerekli (XLR modellerde)Gerekmez
FiyatOrta-yüksek Daha uygun
Evde KullanımSessiz, akustik düzenlemeli odalarGürültülü, düzenlemesiz ortamlar

Evden Seslendirme için Hangi Mikrofonu Seçmelisiniz?

Evden seslendirme yapan bir sanatçı olarak mikrofon seçiminiz, çalışma ortamınız, projeleriniz ve bütçenize göre şekillenmelidir. İşte bazı senaryolara göre öneriler:

Ek İpuçları

Sorular, DIY öneriler

Evden seslendirme yapan bir sanatçı için “Kondenser mi dinamik mikrofon mu daha iyi?” sorusunun cevabı, çalışma koşullarınıza ve projelerinize bağlıdır. Sessiz bir odada, akustik düzenlemeyle çalışıyorsanız ve sesinizin her detayını yakalamak istiyorsanız, kondenser mikrofonlar en iyi seçimdir. Ancak eviniz gürültülüyse veya bütçeniz kısıtlıysa, dinamik mikrofonlar pratik ve etkili bir çözüm sunar.

Karar vermeden önce şu soruları yanıtlayın:

Bu sorular, ev stüdyonuz için en uygun mikrofonu seçmenize yardımcı olacaktır. Hangi mikrofonu seçerseniz seçin, doğru teknik, ortam ve tutkuyla birleştirildiğinde, evden seslendirme projelerinizde profesyonel sonuçlar elde edebilirsiniz!

Seslendirme sanatı, insan sesinin eşsiz gücünü ve duygusunu kullanarak hikayeler anlatma, karakterlere hayat verme ve dinleyicilere mesajlar iletme sanatıdır. Geleneksel olarak, seslendirme sanatçıları bu yeteneklerini uzun yıllar süren eğitim, pratik ve deneyimle geliştirirler. Ancak teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, yapay zeka (AI) seslendirme dünyasında önemli bir yer edinmeye başladı. Peki, seslendirme gerçekten yapay zekadan öğrenilebilir mi? Bu soruya kısmen “evet” ama genelde “hayır” cevabı verilebilir. Gelin, bu konuyu detaylı bir şekilde ele alalım.


Yapay Zeka ve Seslendirme: Nedir, Ne Değildir?

Yapay zeka, günümüzde ses sentezi ve ses klonlama gibi teknolojilerle seslendirme alanında devrim yaratıyor. AI destekli araçlar, yazılı metinleri doğal ve akıcı bir şekilde sese dönüştürebiliyor. Bu teknolojiler, seslendirme sanatçılarının işlerini kolaylaştırabildiği gibi, bazı durumlarda onların yerini bile alabiliyor. Ancak seslendirme sanatının temelinde, yalnızca teknik bir ses üretiminden çok daha fazlası yatıyor: insan duygusu, yaratıcılık ve yorumlama yeteneği. Dolayısıyla, yapay zeka seslendirme öğrenmek için bir araç olarak kullanılabilir, fakat bu sanatı öğretebilecek bir “öğretmen” değildir.


Yapay Zekanın Seslendirme Öğrenimindeki Rolü

Yapay zeka, seslendirme sanatçılarına öğrenme süreçlerinde çeşitli şekillerde destek olabilir:

Fakat burada kritik bir nokta var: Seslendirme sanatı, yalnızca teknik becerilerden ibaret değildir. Bir metnin ardındaki duyguyu, niyeti ve karakterin ruhunu aktarmak, insan deneyiminden ve empati yeteneğinden beslenir. Yapay zeka, bu duygusal ve sanatsal derinliği öğretme konusunda yetersizdir.


Yapay Zeka ile Seslendirme Öğrenmenin Avantajları

Yapay zekanın seslendirme öğreniminde sunduğu bazı önemli avantajlar şunlardır:


Yapay Zeka ile Seslendirme Öğrenmenin Sınırlamaları

Her ne kadar avantajları olsa da, yapay zekanın seslendirme öğrenimindeki rolü bazı önemli sınırlamalarla karşı karşıyadır:


İnsan Öğretmenlerin ve Deneyimin Önemi

Yapay zeka seslendirme öğreniminde bir yardımcı olabilir, ancak insan öğretmenlerin ve gerçek dünya deneyiminin yerini dolduramaz. Bunun nedenleri şunlardır:


Sonuç: Yapay Zeka mı, İnsan mı?

“Seslendirme yapay zekadan öğrenilir mi?” sorusuna verilecek cevap, hem “evet” hem de “hayır”dır. Yapay zeka, seslendirme sanatçılarına ANCAK teknik beceriler kazanma ve Yabancı diller için basitçe pratik yapma konusunda değerli bir destek sunabilir. Ancak bu sanatın özünü oluşturan duygusal zeka, yaratıcılık ve insan deneyimi, yapay zekanın öğretemeyeceği unsurlardır. Seslendirme sanatını öğrenmek isteyenler, yapay zeka araçlarını bir yardımcı olarak kullanabilir, fakat Sanatçılardan, Koçlardan, Mentorlardan ve Gerçek Projelerden elde edilecek deneyimi asla ihmal etmemelidir. Sonuçta, seslendirme, teknolojiyle zenginleşse de, temelde insan sesinin ve ifadesinin eşsiz gücüne dayanan bir sanattır.

Sese Hayat Vermek

Seslendirme sanatçılığı, sadece bir metni okumaktan çok daha ötesidir. Bu sanat, karakterlere ruh katmak, duyguları sesle aktarmak ve dinleyiciyi hikayenin içine çekmekle ilgilidir. Türkiye’de seslendirme sanatçıları, yabancı filmlerden animasyonlara, reklamlardan oyunlara kadar pek çok alanda çalışıyor.

Seslendirme sanatçısı olmak için sadece güzel bir sese sahip olmak yetmez. Doğru nefes teknikleri, diksiyon, artikülasyon ve duygu aktarımı gibi beceriler de büyük önem taşır. Ayrıca, seslendirme sanatçılarının farklı karakterlere uyum sağlayabilmesi ve her rol için farklı bir tonlama yapabilmesi gerekir.


Oyun Seslendirme: Dijital Dünyanın Sesleri

Oyun sektörü, seslendirme sanatçıları için en hızlı büyüyen alanlardan biri. Özellikle AAA oyunlar (büyük bütçeli oyunlar), profesyonel seslendirme sanatçılarına büyük ihtiyaç duyuyor. Türkiye’de de yerel oyun stüdyoları, uluslararası projelerde yer almak için seslendirme kalitesine önem veriyor.

Oyun seslendirmesi, diğer seslendirme türlerinden biraz farklıdır. Oyuncuların karakterlerle özdeşleşmesi için seslendirme sanatçılarının duygu aktarımı ve karakter yorumlaması büyük önem taşır. Ayrıca, oyunlarda ses efektleri ve atmosferik sesler de ses tasarımının bir parçasıdır.


Yapay Zeka ve Seslendirme: Geleceğin Sesi mi?

Yapay zeka (AI) teknolojileri, seslendirme sektörüne hızla entegre oluyor. Özellikle metin okuma ve ses sentezleme teknolojileri, reklam ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda kullanılıyor. Ancak, yapay zeka seslendirme, insan sesinin duygu aktarımı ve yaratıcılık gerektiren projelerde henüz yeterli değil.

Örneğin, ElevenLabs gibi şirketler, insan sesini neredeyse kusursuz bir şekilde taklit edebilen teknolojiler geliştiriyor. Ancak, seslendirme sanatçıları, bu teknolojilerin işlerini tamamen elinden alamayacağını düşünüyor. Çünkü insan sesi, özellikle sanatsal projelerde vazgeçilmez bir unsur olarak kalmaya devam ediyor.


Ses Tasarımı ve Sound Design: Sihirli Dokunuşlar

Ses tasarımı, seslendirme sektörünün en önemli unsurlarından biridir. Ses efektleri, atmosferik sesler ve müzik, bir yapımın duygusal etkisini artırmak için kullanılır. Özellikle film, dizi ve oyunlarda ses tasarımı, izleyiciyi hikayenin içine çekmek için büyük önem taşır.

Türkiye’de de ses tasarımı alanında yetenekli profesyoneller bulunuyor. Özellikle yerel yapımların uluslararası standartlara ulaşması için ses tasarımına verilen önem her geçen gün artıyor.


Dublaj/Seslendirme Nedir? Sanat mı, Zanaat mı?

Dublaj, bir yapımın orijinal dildeki seslendirmesinin başka bir dile çevrilerek yeniden seslendirilmesidir. Türkiye’de dublaj, özellikle yabancı filmler ve diziler için yaygın olarak kullanılıyor. Dublaj, sadece bir çeviri işlemi değil, aynı zamanda bir sanattır. Çünkü seslendirme sanatçıları, orijinal karakterlerin duygularını ve tonlamalarını yeni bir dilde yeniden yaratır.


Seslendirme Sanatçısı Olmak İstiyorum: Nereden Başlamalıyım?

Seslendirme sanatçısı olmak isteyenler için ilk adım, doğru eğitim almaktır. Diksiyon, artikülasyon, nefes teknikleri ve ses kontrolü gibi temel becerileri öğrenmek için seslendirme kurslarına katılabilirsiniz. Ayrıca, seslendirme stüdyolarına demo kayıtlar göndermek ve sektördeki profesyonellerle iletişim kurmak da önemlidir.

Seslendirme sanatçısı olmak için sabır ve azim gereklidir. Sektörde kendinize yer edinmek için sürekli pratik yapmalı ve kendinizi geliştirmelisiniz.


Seslendirme Sanatçıları için Egzersizler ve Doğru Nefesin Önemi

Seslendirme sanatçıları için doğru nefes teknikleri büyük önem taşır. Nefes kontrolü, sesinizi doğru kullanmanızı ve uzun süreli performanslar sergilemenizi sağlar. Ayrıca, ses tellerinizi korumak için düzenli egzersizler yapmalısınız. Örneğin, diyafram nefesi çalışmaları ve ses ısıtma egzersizleri, seslendirme sanatçıları için vazgeçilmezdir.


Reklam Seslendirme ile Rol Konuşma/Dublaj Arasındaki Farklar

Reklam seslendirmesi, genellikle kısa ve etkileyici bir tonlama gerektirir. Reklamlarda, ürün veya hizmetin özelliklerini vurgulamak için net ve enerjik bir ses tonu kullanılır. Rol konuşma ve dublaj ise karakterlerin duygularını aktarmak için daha derin bir yorumlama gerektirir. Her iki alan da seslendirme sanatçıları için farklı beceriler gerektirir.


Seslendirme Başvuruları ve Stüdyolar: İlk Adım

Seslendirme başvuruları için profesyonel bir demo kayıt hazırlamak önemlidir. Demo kaydınızda farklı türlerde seslendirme örnekleri (reklam, dublaj, karakter seslendirme gibi) bulunmalıdır. Ayrıca, seslendirme stüdyolarıyla iletişim kurarak sektördeki fırsatları takip edebilirsiniz.


Seslendirme Sanatçılığı, Tutku ve Emek İster

Seslendirme sanatçılığı, sese hayat veren bir sanattır. Bu alanda başarılı olmak için sabır, emek ve sürekli bir gelişim gereklidir. Türkiye’de ve dünyada seslendirme sektörü, teknolojik gelişmelerle birlikte dönüşmeye devam ediyor. Ancak, insan sesinin yaratıcılık ve duygu aktarımındaki rolü, her zaman önemini koruyacak.

Seslendirme, günümüzde birçok alanda kullanılan ve giderek popülerleşen bir sanat dalıdır. Reklamlar, filmler, belgeseller, video oyunları, e-öğrenme materyalleri ve daha birçok alanda seslendirme sanatçılarına ihtiyaç duyulmaktadır. Peki, seslendirme yapmak için sıfırdan neler yapılmalıdır? Bu makalede, seslendirme sanatına adım atmak isteyenler için detaylı bir rehber sunacağız.


1. Seslendirme Sanatını Anlamak

Seslendirme, yalnızca metni okumaktan ibaret değildir. Metnin duygusunu, tonlamasını ve karakterini doğru bir şekilde yansıtmak için çeşitli becerilere sahip olmak gerekir. Seslendirme sanatçısı, dinleyiciye hikayeyi ya da mesajı etkili bir şekilde iletmelidir.

Seslendirme Stüdyoları
Seslendirme stüdyoları, profesyonel ses kayıtları için özel olarak tasarlanmış ortamlardır.

Alıntı:
“Seslendirme, bir metni okumaktan öte, onu hayata geçirme sanatıdır.” – John Smith, Seslendirme Sanatçısı


2. Temel Ses Eğitimi Almak

Seslendirme yapmak için öncelikle sesinizi doğru kullanmayı öğrenmelisiniz. Bunun için şu adımları izleyebilirsiniz:

Diksiyon ve Artikülasyon: Kelimeleri net ve anlaşılır bir şekilde söylemek için diksiyon egzersizleri yapın. Özellikle Türkçe’deki seslerin doğru çıkarılması önemlidir.

Nefes Kontrolü: Diyafram nefesi kullanarak sesinizi daha güçlü ve kontrollü hale getirebilirsiniz.

Ses Esnekliği: Sesinizi farklı tonlarda kullanabilmek için ses egzersizleri yapın. Örneğin, yüksek ve alçak tonlarda konuşma pratikleri yapabilirsiniz.

Diksiyon Egzersizleri
Diksiyon egzersizleri, seslendirme sanatçılarının en temel çalışmalarından biridir.


3. Seslendirme Türlerini Öğrenmek

Seslendirme, farklı türlerde yapılabilir. Her bir tür, farklı beceriler gerektirir. İşte bazı seslendirme türleri:


Dublaj, karakterlerin seslendirilmesiyle filmlerin ve dizilerin izleyiciye ulaşmasını sağlar.

Alıntı:
“Her seslendirme türü, farklı bir sanatsal yaklaşım gerektirir. Önemli olan, metnin ruhunu yakalamaktır.” – Jane Doe, Seslendirme Koçu


4. Ekipman ve Stüdyo Kurulumu

Profesyonel seslendirme yapmak için doğru ekipmana sahip olmak şarttır. İşte ihtiyacınız olan temel ekipmanlar:

Mikrofon: Kaliteli bir kondenser mikrofon, sesinizi net bir şekilde kaydetmenizi sağlar.

Pop Filtresi: Mikrofona üflenme seslerini engellemek için kullanılır.

Ses Kartı: Ses sinyalini bilgisayara aktarmak için gereklidir.

Kulaklık: Kayıt sırasında kendi sesinizi duymanızı sağlar.

Akustik Ortam: Ses yalıtımı olan bir oda ya da ses yalıtım panelleri, yankıyı engeller.


Profesyonel seslendirme için doğru ekipman seçimi büyük önem taşır.


5. Ses Kaydı ve Editörlük

Seslendirme yaparken, kayıt süreci kadar kaydın düzenlenmesi de önemlidir. Ses kaydınızı düzenlemek için şu adımları izleyebilirsiniz:


Ses kayıtlarının düzenlenmesi, profesyonel bir sonuç elde etmek için kritik bir adımdır.


6. Portfolyo Oluşturmak ve İş Bulmak

Seslendirme kariyerinize başlamak için bir portfolyo oluşturmanız gerekir. İşte bu süreçte yapmanız gerekenler:

DEMO KAYIT HAZIRLAMA
Demo kayıtlar, yeteneklerinizi potansiyel müşterilere göstermenin en etkili yoludur.

Portfolyo oluşturmak ve Profesyonellerle komisyonsuz çalışmanın en iyi ve en yeni yolu ACTINGO.COM. Hemen Keşfet.

Alıntı:
“Bir seslendirme sanatçısının portfolyosu, onun imza kartıdır. Her kayıt, yeteneğinizi yansıtmalıdır.” – Emily Johnson, Seslendirme Yönetmeni


7. Sürekli Gelişim ve Pratik

Seslendirme sanatı, sürekli gelişim gerektiren bir alandır. Kendinizi geliştirmek için şunları yapabilirsiniz:


Seslendirme yapmak, hem teknik hem de sanatsal bir süreçtir. Doğru eğitim, ekipman ve pratikle bu alanda başarılı olabilirsiniz. Unutmayın, seslendirme sanatı sabır ve emek ister. Ancak doğru adımlarla, kendinizi bu alanda geliştirebilir ve başarılı bir seslendirme sanatçısı olabilirsiniz.

Alıntı:
“Seslendirme, sesinizi bir sanat eserine dönüştürme fırsatıdır. Bu fırsatı iyi değerlendirin.” – Michael Brown, Seslendirme Uzmanı


Bu makalede, seslendirme yapmak için sıfırdan neler yapılması gerektiğini detaylı bir şekilde ele aldık. Görseller ve alıntılarla zenginleştirilmiş bu rehber, seslendirme sanatına adım atmak isteyenler için kapsamlı bir kaynak niteliğindedir.

Dublaj Fransızca kökenli bir kelime olup, kökü “duble etmek” yani ikilemekten gelir. Bu nedenle de hangi şekliyle olursa olsun esas mesele orijinal olana sadık kalmak ve orijinal olanı en iyi biçimde “ikilemektir”. Bu beraberinde duyguları, vurguları, söylenmek isteneni ve daha bir çok şeyi kendi sesinize, konuşmanıza en iyi şekilde adapte etmenizle gerçekleşir.

Dolayısıyla aslında iyi bir taklit yeteneği gerektiği gerçeğini baştan görmek çok önemlidir. Yeteneğin, bu işin büyük bir kısmını çözmeye yettiğini de sakın düşünmeyin, çünkü çok önemli bir kısım daha var ki; o da eğitim ve çalışmak. Anlatılması zor bir yolculuk sözünü ettiğimiz şey ama bir o kadar da keyifli ve meyvesini almaya başladığınızda duyacağınız hissi kendine has.

Dublaj/Seslendirmenin kullanıldığı bir çok alan bulunmakta. Bunları basit olarak alt başlıklarıyla şöyle sıralayabiliriz;

  1. Yerli Yapımlar(Film/Dizi)
  2. Yabancı Yapımlar (Film/Dizi)
  3. Reklam, Tanıtım, Ivr v.b. işler

Bütün bu alanların kendilerine göre kuralları, üslupları ve konuşma teknikleri var. Bunlar arasında sadece birine yoğunlaşmak mümkün olabildiği gibi; açık olmanız ve kabiliyetleriniz doğrultusunda çok yönlülük kazanabilmeniz de mümkün.

Yerli yapımların seslendirilmesi söz konusu olduğunda çoğunlukla sesli çekilmeyen ve konuşmaların temiz olarak kaydedilmediği, bu nedenle de stüdyoya girilip işin seslendirilmesinin profesyonel konuşmacılar ve filmde oynayan oyuncular tarafından yeniden yapıldığı işlerdir. Görüntüdeki insanlar sizinle aynı dili konuştuğu ve dudak hareketleri de çok bariz olduğu için, bu işlerde hem konuşmanızın oyuncunun dudaklarına tam oturması gerekir, hem de oyuncunun yaptığı hatalı bir vurgu v.b. durum varsa bunların da tarafınızdan düzeltiliyor olması gerekir. Bu işler gelişen teknoloji ve set ortamında temiz ses imkanlarının artmasıyla artık oldukça azalmıştır. Yine de yapılış biçimiyle ilgili bilgi sahibi olmak önemlidir.

Yabancı Yapımların durumuysa çok daha farklıdır. Çünkü çoğunlukla karşınıza çıkan yapımların dili İngilizce, Fransızca, Almanca olmakta olup dil yapılarımızın tamamen farklı olması sebebiyle birebir dudak senkronu mümkün olmadan nefeslerin, durakların doğru bir şekilde oturtularak, duygusunu-vurgusunu eksik bırakmadan icra edebilmek yetisi gerekir. Eğer yapılan iş sinema filmi değilse prova-kayıt gibi çok fazla fırsatınız olmayacağından algılarınızın, metin deşifre etme kabiliyetinizin gerçekten açık olması gerekir.

Reklamlar kısmı gelince belki de mesaisi en az gibi görünen ve çok büyük birikim isteyen tarafı tam da bu kısmı işin. Çoğunlukla ne sıklıkla size işin geleceğini bilmediğiniz ama aynı zamanda da her zaman kayda hazır olmanız gerekiyor. Bir de tabii ki müşterinin sizden istediği duyguyu metin içinde yakalamanız gerekiyor. Teknik açıdan bu iş bir duble etme meselesi değil daha çok yaratıcılığınızın konuşması gereken bir iş. Reklam seslendirmesi yapıyorsanız asla unutmamanız gereken şey; reklam yazarlarının o metinlerdeki her kelime için belki defalarca toplantı yapıp bir tercihin neticesinde o kelimeyi oraya koyduğunu unutmamak. Bu nedenle konuşmacıya düşen en önemli görev her kelimenin hakkını vermek oluyor. Çok sıkıştırılmış bir zamanda çok sıkı bir performans ortaya koymak bu işin olmazsa olmazı.

Öğrenilmesi sadece kurslarla gerçekleşen bir süreç elbette değil. Çıraklığının da (veya staj da diyebiliriz.) zorlu olduğu bir süreç. Kurslarda doğru isimlerle alacağınız doğru bir eğitim ve sizin de çalışmalara yüksek katılımınızla birlikte kurs sürecinde öğreneceğiniz en mühim şey bu işin abc’si yani nasıl yapıldığı, fonetik – diksiyon temelleri ve mikrofon karşısındaki temel becerilerin oluşması üzerinedir.

Böyle ön bilgiler her zaman seslendirme sanatçısı adayları için önemlidir.

“Seslendirme yapmak istiyorum.” dediğiniz andan itibaren, başlı başına kendinizi keşfedeceğiniz, eğer başarılı olursanız ve seslendirme ideal işiniz ise büyük keyif alarak para kazanacağınız muhteşem bir mesleki kariyerin sizin için başlangıcı demektir. Bu süreçte belki sevdiğiniz aktörleri-aktrisleri seslendirebilir, çok sevdiğiniz bir markanın sesi olarak kendinizi bulabilirsiniz. Üstelik öğrenim sürecinin de gerçekten kendinizde hiç bilmediğiniz yeni şeyler bulmanıza etkisiyle, kendinizi doğru ifade etme konusunda da size katacağı şeyler inanın saymakla bitmez.

seslendime yapmak istiyorum

Seslendirme yapmaya başlamak başlı başına bir eğitim sürecini içinde barındıran, eğitimle birlikte çıraklığı da olan uzun ve meşakkatli bir yoldur. Bu yolculuğa çıktığınız takdirde bu mesleğin bir ferdi olabileceğiniz anlamına gelmez. Bu nedenle de daha yola çıkarken bu ihtimal mutlaka kafanızın bir kenarında bulunmalıdır.

Eğitim kadar, eğitimleri kimlerin verdiği, bu eğitimi veren kişilerin mesleki birikimi ve bilgiyi aktarmaktaki başarısı önemli kriterlerdir. Bu nedenle bu alana yönelmek gibi bir niyetiniz varsa eğitim alacağınız kurumun eğitmenlerini, teorik ve pratik eğitime ayırdıkları zamanı kesinlikle iyice araştırmadan yola çıkmayınız.

Bu tip kurslar içinde size iş garantisi verme eğiliminde olanlar olabilir, bunlara kesinlikle itibar etmeyiniz. Açık açık söylemek gerekirse bu başlı başına aldatmacadır. Bu bir deneme yanılma girişimidir ve bu kursların amacı eğitimin tamamını size vermek değil, başlangıç seviyesini sizinle paylaşıp sonrasında sizin kendi kabiliyetinizi test etmeniz için bir fırsat alanıdır. Sonrasında bu alanlarda iş imkanları yaratmak yeteneğiniz, ilişkileriniz ve girişken olmanızla ilgilidir. Eğer eğitim sürecine kendinizi adar ve biraz çaba gösterirseniz iletişiminizde bile yaratacağı  büyük değişiklikleri kendi gözlerinizle göreceksiniz.

Kariyeriniz için incelemenizi önerdiğimiz yeni bir platform var: ACTINGO.com
Burada Projeler, Profesyoneller Eğitmenler, Ajanslar Yönetmenler yani herkesi bulabilirsiniz.

actingo.com

Çıraklık aşamasına gelecek olursak, bu işi öğrenmenin en güzel yolu temel eğitimi aldıktan ve alınan eğitimi kendi hayatınızın bir parçası haline getirdikten sonra bir şekilde yapmaya başlamaktır. Bu beraberinde ciddi zamanınızı alabilir. Ama bu işin çıraklığı iyi konuşmacıları izleyerek ve zaman zaman çıkan fırsatlardan faydalanıp yaparak öğrenilir. Beklentiniz eğitim sonrası Tom Cruise’u konuşmak veya Nicole Kidman’a ses vermek olmasın zira onları konuşan insanlar çok uzun zamandır konuşuyor. Küçük adımlarla ilerlemek ve kendini geliştirmek her zaman esas derdiniz olsun, siz kendinizi yetiştirdikçe inanın bazı kapılar kendiliğinden açılabilir.

Bir de sadece bu işi öğrenip merakını gidermek ve sadece kendini denemek isteyenler var! 

Onlar için bu tip kurslar  beraberinde düzgün bir diksiyon ve sesini doğru kullanan bir birey olma yolunda büyük bir adım olur. Çünkü beklentiniz değil keyfi durumunuzdur sizi bu eğitime yönlendiren. Bu durum hem eğlenirken öğrenmeyi, kendinizde yepyeni şeyler keşfetmeyi de beraberinde getirecektir. Bir de üzerine ummadığınız bir yeteneğinizi keşfedip sürpriz bir yola girmekte cabası.

Seslendirme yapmayı istemek yolun ilk adımı, devamındaysa vazgeçmemek, çalışmak ve vazgeçmemek meselesi.

Eğitiminizi başarıyla tamamlayıp kendinizdeki değişimi tecrübe ettikten sonra dönüp süreci gözden geçirmek ve ulaşabildiğiniz stüdyolarla iletişime geçmek tamamen sizin kararınız. İmkansız değil ama kolay da değil!

Şimdi bu yolculukla ilgili yepyeni bir öneriyle karşınıza çıkmaya hazırlandığımızı belirterek söyleşimizi sonlandıralım ve detaylar için bizi takip etmenizi isteyelim.

Oyunculuk bir yoldur, ve oradan ilerlemek zordur.

Seslendirme Türkiye’de çok önemli ve saygın bir meslektir.

Seslendirme sanatçısı olmak sadece kursa gidilip öğrenilen bir şey değildir.

Seslendirme Sanatçısı olmak için;

Seslendirme sanatçısı olduğunu sananlar için internette çok güzel satış siteleri var. Buradaki isimler, seslendirme yapmaya çalışıyorlar ve tabii ki çizgi üstü işler yapamamaktadırlar. Çizgi altı işler için uygun siteler kendileri.

Örneğin; Konya’da bir kuruyemişçi’nin konyadaki radyolarda yayınlanacak reklamı için kalite ve sanat icrasının çok da önemi yoktur. Kampanya için harcanacak bütçe de yoktur.

Fakat; Çizgi üstü bir markanın TV mecrasındaki bir reklamı için, sanatın icrası önemlidir. O yüzden “Gerçek Sanatçılar” vardır..

Gerçek sanatçıların ve profesyonellerin yeni PLATFORMU da ACTINGO.COM. Hemen Üye olun.

Bu yazımızda seslendirme sanatçısı adaylarına, sektörden gerçekler sunmak istedik. Umarım yararlı olmuştur.

Her gün uygulayacağınız rutin çalışmalarla seslendirme performansınızı artırın…

Balon şişirin !

Daha iyi bir seslendirme performansına kavuşmak için uygulayabileceğiniz en basit metotlardan biri, balon şişirmek. Nefesinizi çok daha rahat kontrol edebilmenizi ve ciğer kapasitenizi artırmanızı sağlayan bu egzersizde, balonu şişirirken nefesinizi ilk seferde daha uzun ve yavaş olarak verin. Balonun havasını alıp ikinci kez şişirmeye çalışırken de kısa süren fakat ses çıkarmayan nefeslere yer verin.

Her gün 3-4 balon şişiriyor olmanız, seslendirme çalışmalarında başlangıç için oldukça ideal.

Dudaklarınızın arasına kalem koyun !

Seslendirme sanatçıları için oldukça verimli bir başka egzersiz de her sabah tekrarlanabilecek, dudak arasına yerleştirilen bir kalem yardımıyla 5-10 dakika boyunca gazete, dergi okumak. Bu egzersizi her gün tekrarladığınızda birkaç hafta içerisinde dil ve ağzınızı çok daha verimli kullanabiliyor olduğunuzu hissedecek, daha kaliteli bir seslendirme performansına kavuşacaksınız.

Su altında nefesinizi tutun !  

İster deniz veya havuzda isterseniz küvetin içerisinde, su altında nefes tutmak seslendirme performansı açısından oldukça önemli olan nefes kontrolü için gerçekten faydalı bir egzersiz. Nefesinizi derin fakat yavaş yavaş alarak tutmalısınız. Bu metodu geçmişte en çok kullanan isimler, muazzam ses hacmine sahip olan Frank Sinatra ve Dean Martin gibi isimler.

Dilinizi çalıştırın !

Dilinizi ağzınızın içerisinde 360 derece döndürün, hatta adeta bir diş fırçası gibi dişlerinizin üzerinde gezdirin. Dilinizi çenenize, burnunuza değdirecek gibi uzatın, esnetin. Bu egzersizi topluma açık bir yerde pek denemeyin, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Seslendirme seanslarından önce veya sabah saatlerinde günlük rutininize ekleyeceğiniz 5 dakikalık bir dil egzersizi, seslendirme performansınızı artıracaktır.

Hızlı okuma

Seslendirme projelerinde işi veren markalar, reklam ajansları kısacası müşteriler sizden hızlı hızlı okumanızı çoğunlukla beklemeyecektir. Hatta stüdyoya kayda girdiğinizde, hemen okuyayım da çıkayım, üzerimden bu yük kalksın mantığını güderseniz, başarılı olma şansınızı azaltırsınız. Boş zamanlarınızda, özellikle uzun metinler veya kitap üzerinde yapacağınız hızlı seslendirme çalışmaları göz ve ses koordinasyonunuzu artıracak, hatta ilk defa karşılaşacağınız bir okuma metninde cümlenin başını okurken sonunun nasıl geleceğini içgüdüsel olarak daha iyi kavramanızı pekiştirecektir. Bu da netice itibarı ile vurguyu hangi kelime ya da kelimelere vermeniz gerektiği konusunda size zamanla kendinizin bile şaşıracağı içgüdüsel bir tecrübe katacaktır.

Yüzünüze masaj yapın !

Seslendirme performansınız, yüzünüzün kayıt esnasındaki doğru ifade ve gevşekliğine göre artar.  Yüz kaslarınızı hareket ettirmeniz, burun ve göz kenarlarınıza, şakaklarınıza hafif dokunuşlarla masaj yapmanızı öneririz. Yüzünüzü şekilden şekile de sokabilirsiniz, çekinmeyin!

Bu yazımızda Dublaj ücretleri, kaşe nedir ve vergiler hakkında bilgi vereceğiz.

Seslendirme ve dublaj sanatçılarının tecrübe ve isimleriyle birlikte belirledikleri kaşe bedelleri vardır. Bu kaşeler genelde; Dizi-Film Başrol, Yan Rol vb – Reklam olarak ikiye ayrılırlar.

Dizi film kaşeleri reklam kaşelerinden daha düşüktür, aslında stüdyoda geçirilen saat daha fazladır. 90 dk’lık bir filmde başrol konuşan sanatçı X lira kaşe bedeli talep ederken, aynı sanatçı bir reklam filminde 30sn. konuşmak için 3X ya da 5X kaşe bedeli isteyebilir.

Bu durum neden ileri gelmekte size açıklayalım:

Tv’de oynayacak bir Film-Dizi yüksek fiyatların ödendiği bir yayın değildir. Örneğin 90 dk’lık bir TV filmi, öğleden sonra yahut gece saatlerinde, film arasına 3-5 kuşak düşük bütçeli reklam alıp yayınlanır. Böylece Kanala gelir olarak çok fazla bir yansıması olmaz. Daha doğrusu, TV’de film izlenme oranı günümüzde çok düşük olduğundan, film arası satılan reklamın da ücretleri düşük olmaktadır. Böylece TV’nin 90+80: 170 dk ‘lık yayınından geliri az olmakta, filmlere de bu şekilde fiyatlar ödeyebilmektedir.

Prime Time yani 18(19):00-24:00 saatleri arası diye bilinen saatler arasındaki programlara alınan reklamlar için ise, gerçekten dünyanın parası ödenmekte. 8 sn.’lik bir spot için ulusal tek bir kanala kuşak başı 5 tekrarlı bir reklam girme maaliyeti 500-800bin TL arası değişmekte. 4-5 ulusal kanala girildiğini düşündüğünüzde bu bütçeyi siz düşünün. Bu durumda reklamın prodüksiyonun da harcanan ücret’in içinde reklam seslendirme bedeli/kaşesi normal film dublaj kaşelerinden çok daha fazla olması kaçınılmazdır. Halbuki konuşan aynı stüdyoda harcadığı emek aynı, fakat amaç TİCARİ olduğundan, fiyatlar da ticari olmak zorundadır.

O yüzden Reklam Kaşe bedeli tek mecra için geçerlidir.

Vergilendirme şu şekilde olur:

X Kaşeli bir sanatçı, -Serbest Meslek Makbuzu keserken:

Net tutar: X Kaşe Bedeli

Brüt Tutar: Y

Y’nin %80’si : X’ye eşittir. Kalanı ise Stopaj bedelidir.

Y’yi hızlıca X kaşe bedelinden: X çarpı 1.25 eşitliğinden elde edebiliriz.

Brüt üzerinden %18 KDV olarak hesaplayıp.

Brüt – Net Tutar + KDV Tutarı olarak tahsilat yapar.

Makbuzu alan ise beyannamesinde Stopaj bedeli olan Brüt üzerinden %20’lik tutarı devlete geri öder.

Bir hesap örneği: 

100 TL kaşe bedeli olan bir sanatçı, ödeme alırken makbuzunu şu kalemlerde keser:

Net tutar: 100 TL

Yani Brüt Tutar’ın %80’si :100 TL, %20’si Stopaj Bedeli.

Netten Brüte: 100 TL x 1.25: 125 TL olarak dönüştürebiliriz.

Brüt tutar 125 TL’dir. (125 TL’nin %20’si 25 TL’dir – 125 TL- 25TL : 100 TL Net tutar)

125 TL üzerinden %18 KDV bedeli: 22.5 TL 

NET tutar + KDV: 100 TL + 22.5 TL = 122.5 TL ödeme alır.

PEKİ BİR REKLAMIN KAÇ KAŞE OLACAĞINI BİLMİYOR MUSUNUZ?
ÜCRETSİZ HESAPLAMA MODÜLÜMÜZÜ KULLANIN, BİR REKLAMDAN KAÇ KAŞE İSTEMENİZ GEREKTİĞİNİ BİLİN!

Seslendirme sanatçısı olmak, seslendiren olmak, konuşmacı olmak, dublaj sanatçısı olmak hepsi bir anlama gelmektedir. Bu bir hobi ya da istiyorum o zaman kursa gideyim de olayım denebilecek bir sıfattan ziyade, tiyatro ve müzikal geçmişe ihtiyaç duyan bir iletişim mesleğidir. Yani kurslar ve buna benzer yerlerde alacağınız 2 aylık eğitimden hemen sonra konuşmaya başlamak gibi bir durum söz konusu değildir.

Eğer kendinizi Profesyoneller tarafından değerlendirilmek, onlara sorular sormak ve yeteneğinizi sınamak istiyorsanız yeni platforma gelin:

Hiç bir işte olmadığı gibi dublajda da tecrübe edinmeden, bu işin üzerinde durmadan ve çalışmadan iyi bir sanatçı olmak mümkün değil. Konuşurken gerekli vurgular, doğru Türkçe kullanmak, sesini duyurmak, hitap ve bunun gibi birçok hususun bir arada olduğu ve bunu senden çok şey bekleyenlerin karşısında stüdyoda icra edebilmeyi öğrenmek zaman alır.

Eğitiminiz sürecinde ve sonrasında sürekli çalışmanız ve bu işi öğrenebileceğiniz kişiler ile bağlantı kurmanız gerekmektedir. Tabii bu tecrübe edinme süresi zor olacaktır. Ama ne yazık ki bu işte de çok büyük maddi beklentiniz olmaması gerekir. Yaptığınız işe göre değişecektir. Çok iş az para, az iş çok para aldığınız zamanlar da olacaktır. Ama maalesef deneyimsiz ve tecrübesiz adayların çok çalışmaları gerekir.

Seslendirme sanatçılarının asla vazgeçemeyecekleri bir şey var, o da pratik yapmak.

Hali hazırda neredeyse her gün bir iş bile yapıyor olsalar dahi, metin çalışmalarına ara vermeliler. Günümüzde bu işi profesyonel olarak yapan birçok sanatçı, farklı içeriklere sahip metinleri okuyarak mevcut tekniğini geliştirmekte ve hatta günden güne yeni teknikler inşa etmektedir. Seslendirme Sanatçılığı eğitimindeki ilk derslerde yer alan ‘doğru nefes almak’, ‘diyaframı kullanmak’ gibi başlıkların aslında ne kadar önemli olduğu, zaman içerisinde seslendirme sanatçıları tarafından unutulabilmektedir. Teknik ve rol kabiliyeti ne kadar ilerletilirse ilerletilsin, düzenli nefes antrenmanları bu işin olmazsa olmazlarından.

Doğru nefes almak için öncelikle akciğer kapasitesini artırma çalışmalarına odaklanmak gerekiyor. Ne kadar güçlü bir akciğere sahip olursanız, nefes kontrolünü de o kadar rahat yapabilirsiniz. Derin nefes; akciğerlerinizin kapasitesini artırmak için derin nefes egzersizlerinin önemi büyük. Özellikle kayıt öncesinde ciğerlerinizi tamamen dolduracak ve boşaltacak şekilde birkaç kez derin ama yavaş ve istikrarlı nefes almanız, performansınızı artırıcı bir etkiye sahip.

Nefesinizi tutun ve rahatlayın; zaman buldukça yapılan meditatif faaliyetler de seslendirme sanatçıları için son derece mühim. Gözlerinizi kapatıp hareket etmeden ve kaslarınızı gevşek bırakarak derin nefes almayı, tutmayı ve en önemlisi de rahat olmayı unutmayın. Nefesinizi yavaş verin; tuttuğunuz nefesi hızla değil, yavaş yavaş ve istikrarlı şekilde vermelisiniz.

Yukarıdaki nefes döngüsünü günde en az 3-4 kez denemeniz, zamanla çok daha iyi bir akciğer kapasitesine erişmenize yardım edecektir.

Doğru nefes için sizinle 2 temel tekniği paylaşmak istiyoruz.

1- Diyaframdan nefes almak

Solunum kapasitemizi artırmak için diyaframımızı kullanıyor olmamız gerekiyor. Günlük koşuşturmaca ve maruz kalınan stres nedeniyle, bizler çoğunlukla göğüs nefesimizi kullanmaktayız. Göğüs nefesi; göğüs kafesinin nefes alma esnasında genişlemesini ve akciğerlerin sadece üst bölgesinin hava ile dolmasını sağlamaktadır. Diyaframdan nefes alma egzersizi için, mümkünse sırt üstü yatar pozisyonda bir elinizi göğsünüzün diğer elinizi de karnınızın üzerine yerleştirin. Burnunuzdan nefes alın ve karnınızın üzerinde olan elinizin göğsünüzün üzerinde olan elinizden daha fazla yükselmesi gerektiğini unutmayın. Bu, soluduğunuz havanın akciğerlerinizin derinlerine nüfus ediyor olduğunun bir göstergesi. Verimli bir çalışma için karnınızın üzerinde olan elinize odaklanmanız gerekiyor. Nefes verirken karın kaslarınızı hissetmeye çalışın. 10 saniyelik aralıklarla diyafram nefesi döngüsünü 5 kez tekrar edebilirsiniz.

2- Büzük dudak solunum egzersizi

Seslendirme sanatçısının solunumunu daha rahat kontrol etmesine yönelik olan bu egzersiz, aynı zamanda faydalı bir gevşeme tekniği de. Sırtınız düz olacak şekilde oturun ve burnunuzdan derin olmayacak şekilde nefes alın. Aldığınız havayı ıslık çalar- öper gibi, dudağınızı büzerek ağız yoluyla yavaş yavaş verin. Nefes verme süresinin, nefes alma süresinin en az 2 kat olması verimi artıracaktır. Bu nefes döngüsünü de günde 4-5 kez tekrarlıyor olmanız fayda sağlayacaktır.

Bu yazımızda Reklam Seslendirme – Tanıtım Seslendirme ile Dublaj Sanatçılığı işlerinin arasındaki en önemli farklardan bahsedeceğiz.

Dublaj Sanatçılığı filmlerde dizilerde ya da çizgi dizilerde karakterlere oyunculara yapılan overdub yani dublaj; orjinal sesin üzerine konuşan sanatçı olarak tabir edilir. Dublaj da görüntüde olan ya da canlandırılacak olan karakterin özelliklerine göre bir oyunculuğa bürünülür ve o karakterin replikleri konuşulur. O anki sahneye uygun ruh hallederi ve doğru yaygın Türkçe kullanımı ile okumalar yapılır. Sahnede aksiyon veya dram sahnesi geçiyorsa, konuşmacının da ağzından çıkan kelimeler o ruh halini yansıtmalıdır. Dublaj yaparken orjinal dili konuşmacı kulağında duyar, bağırma yüksek ses ya da düşük ses konuşmalarını ayarlar ve replik başı ile sonunu vurgularıyla birlikte doğru şekilde verip uydurmaya çalışır.

Dublaj sanatçılığı daha çok oyunculuk ve drama eğitiminin konuşmacılık ile birleşmesinden bir kombinasyon oluşturularak gelişen bir yetidir.  Fonetik dil bilimi ve akıcı konuşmacılığın günümüz şehir Türkçe’si ile birleşmesi, stüdyodaki yetkinlik ve role hızlıca ayak uydurma, sektörde aranan niteliklerdendir.

Rol konuşurken müzikal vurgular ya da bir ürün tanıtımından ayrı rol yapma ve o role uygun seslendirme tekniği kullanılır.

Reklam ve tanıtım seslendirmelerinde ise, tanıtılan hizmet veya ürünün güvenilirliğini, sağlamlığını v.b özelliklerini kullanıcıya “satmak” amaçlı inandırıcı bir uslüpla konuşma yapılmalıdır. Özellikle reklamlarda melodik yapı çok önemlidir. Müzikal altyapı, armoni bilgisi ve zihinsel nota takibi, kısa sürede potansiyel müşteriye gereken ilgliyi uyandırmasını ve 4. kelimeden sonra  ne anlattığını anlamasını gerektirir.

Reklamların yayın ücretleri TV ve Radyolarda azımsanmayacak kadar yüksek olması ve yayıncıların olabildiğince çok reklam girmesi gerektiğini düşünürsek, reklamların süresi 8-36 saniyeler arası değişmektedir. Bazı reklamların süresi gece kuşağında ya da prime time olmayan saattlerde daha da uzun tutulabilmektedir.

Bu kısa sürelerde markanın ürünün veya hizmetin en iyi şekilde anlatılması öncelikli olarak metin yazarının ve seslendirme sanatçısının yetkinliğine bağlıdır.

Reklam konuşmak, reklam seslendirmesi yapmak, dublajdan oldukça farklıdır dedik, dublajda konuşulacak karakterin belirli özelliklerien ve ruh haline göre konuşma yapılır, reklamda ise kısa bir zamanda belirli saniyelerde ürün veya hizmete inandırmak için gülen bir yüz ifadesi takınılarak, tek seferde tanıtımı en iyi şekilde izleyiciye müşteriye sunmak gerekir.

O yüzdendir ki Dublaj sanatçıları ile Reklam okuyan sanatçılar basitçe olsa da ayrılır, kaşe ücretleri de çok farklıdır. Bu da işin ticari ve ticari olmayan boyutu ile oldukça alakalıdır. Kaşe ücreti de bir iş karşılığı vergiler ve KDV kalemleri düştükten sonra net olarak seslendirme sanatçısının aldığı paradır. Kaşeler ve vergilendirme ile mevzuatları anlatan yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. 

Örneğin; Pazar günü sabah 11’de Tv de yayınlacak bir film dublajnda başrol konuşmak ile haftaiçi akşam programının reklam kuşağına girecek ticari bir ürünün tanıtınımda konuşacak sesin ücretleri bambaşka olmaktadır. Başta amaç olarak ticari bir ürün tanıtılmakta yani ortak olduğunuz medya ticari bir amaca hizmet etmektedir. Fakat filmler sadece kanalın boş saatlerinde reklamları izleyen kitlenin çok az olduğu zamanlarda yayınlanırlar.

Türkiye’de yerel reklamlar, yerli film dizi dublajcıları ve genel sektör sıkıntıları üzerine kısa bilgileri diğer yazılarımızda anlatacağız.

Bu yazımızda Spikerlik ve sunuculuk ile dublaj sanatçılığı ya da reklam seslendirme işlerinin arasındaki en önemli farklardan bahsedeceğiz.

Sunuculuk ve spikerlik eğitimlerinde ve süreçlerinde, hitap ve sunum kriterleri, reklam ve dublaj okumalarından çok farklı olmaktadır. Bir haber seslendirmesi perfore okuması ile reklam okumasının aynı olmadığı aşikardır. Peki hem haber okuyan hem de reklam okuyan aynı kişi olabilir mi?

Bu sorunun cevabı olabilecek isimler mutlaka vardır. Fakat eğer sektörün başında iseniz ve kendinizi reklam seslendirirken aslında haber okuyormuşcasınıza buluyorsanız, reklam okuyabilmeniz için çok daha fazla pratik ve müzik bilgisine ihtiyacınız olduğunu anlarsınız.

Haber sunumlarında ya da spikerlerde melodik bir akış ve vurgu yoktur. Çünkü anlatılmak istenen bilgi vermek amaçlı metin okumalarıdır. Nasıl ki şuanda bu metni okurken bilgi veren bir metin gibi içinizden okuyorsanız, haber sunarken de o şekilde çalışıyor ve okuyor olmanız doğaldır.

Reklam dublajları ayın diğer yüzüdür. Tv de reklamlarda şunu hissettirmek önemlidir; tanıttığınız ürünü hizmeti veya herhangi ticari bir ürüne öncelikle kendinizin inanması ve onu sizi dinleyenlere inandırması önemlidir. Ya da tanıtım filmlerinde güven veren tok sesli sanatçılarımızın o ticari amaç için her zaman çok uygun olduğunu düşünürsünüz, bunlar tesadüfi değildir maalesef. Reklam ve tanıtım okumak tiyatral bir geçmişe ve eğitime ihtiyaç duyar. Aynı zamanda müzikal bir altyapı da vurgularınızdaki kararlılığınızı belirleyecektir.

Dublaj okumalarında ise reklamdan farklı olarak, tamamen roldeki karaktere bürünüp o anda o kişi olup o rolu yaşadığı ortama uygun ve atmosferin içinde seslendirmek en önemlisidir. Dublajda belirli bir dialogda o anda diakoğu yaptığınız diğer seslendirme sanatçısı orada olmasa bile gerçekten onunla beraber filmdeymişcesine rol yapmanız gerekir, gerektiğinde ağlamanız, ya da ağzınızda bir lokma varmış gibi konuşmanız ya da hasta bir ses tonuna bürünmeniz gerekebilir.

Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda;

Haber spikerliği veya Sunuculuğun, reklam ya da dublajdan ne kadar farklı branşlar olduğunu anlamışsınızdır. İkisini birden yapmak için yıllarınızı harcayıp iki mecrada da ses vermeniz gerekir ve kabul edilir işlere imza atmanız gerekir.

Ya da spikerlik sunuculuk kursuna gidip reklam seslendirmesi yapabileceğinizi düşünmeniz oldukça amatör bir yaklaşımdır, ajanslar bu tarz yaklaşımları sevmezler. Hatta kursa gider gitmez kusursuzca seslendirme yapmayı ve para kazanmayı düşünmeniz de maalesef yanlıştır.

Bizden söylemesi…

Reklam seslendirmesi ve Dublaj rol konuşmaları arasındaki farklar hakkında yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. 

Öncelikle bir ajansa dublaj seslendirme sanatçısı olarak başvurmak istiyorsanız, bu zamana kadar yaptığınız amatör ve profesyonel çalışmalardan bahsetmelisiniz.

Bu işte yeni ve başlangıç seviyesinde iseniz film dublajlarında rabarbalara katılıp aynı zamanda izleyici olarak katılabilirsiniz. Bazı ajanslar bunlara imkan sağlamaktadır. Bazı ajanslar ise özellikle reklam ve tanıtım üzerine çalışan ajanslar proje bazlı işler için müşterilerle birlikte stüdyoya girdiklerinden maalesef stajyer ya da konuk sanatçı alamazlar.

Bunları göz önünde bulundururak başvuracağınız ajansın sayfasındaki başvuru linklerine göz atmanız önemli.

Eğer seslendirmeye yeni başlıyorsanız, internet üzerinden ve edinebildiğiniz tüm kaynaklardan tüm bilgileri öğrenin. Emin olun ajanslar deneyimsiz ve olaydan bihaber kişileri ajanslarına almazlar. Konuya hakimiyetinizi belirten özellikle mütevazi olması gereken bir ön yazı ile başvurmanız en sağlıklısı olacaktır.

ACTINGO.COM ile kariyerinize yön verebilir, komisyonsuz projelere başvurur ön planda olursunuz. Hemen Üye Olun!

Zaten dublaj veya seslendirme yapıyorsanız başvurduğunuz ajansa referanslarınızı sunmanız etkili bir yöntemdir. Belki tek bir şansınız var onu da oldukça iyi kullanmanızda fayda var..

ARTIK BASİT BİR DEMO İLE BAŞVURULAR DİKKAT ÇEKMİYOR. USTALAR TARAFINDAN ONAYLANMIŞ PROFİLLER ÖN PLANA ÇIKIYOR.”

VOLKAN ADA – SESLENDİRME EVİ

Öncelikle ne üzerine dublaj yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Reklam ve Tanıtım seslendirmeleri ile filmlerde Rol konuşmanın arasındaki farkları da diğer yazılarımızda anlatacağız. Böylece aralarındaki farkları ve yöneleceğiniz branşı doğru seçmenize yardımcı olacağına inanıyoruz.