En İyi Seslendirme Eğitmenleri: Sahneden Sınıfa
Sanatçılar dünyaya diğer insanlardan farklı olarak başka bir dille dokunur: sesleriyle, ifadeleriyle, duygularıyla… Peki ya bir sanatçı sahneden inip, bir sınıfa ya da bire bir bir ders ortamına geçtiğinde ne olur? Bu geçiş sadece kariyer değiştirmek değil, aynı zamanda bilgeliğini, deneyimini ve tutkusunu aktarmanın yeni bir biçimi olabilir. Son yıllarda seslendirme sanatçılarının eğitmenliğe yönelmesi sadece bir trend değil; derin bir içsel dönüşümün ve toplumsal sorumluluğun göstergesi olarak öne çıkıyor.
Peki Neden?
Pek çok seslendirme sanatçısı için eğitmenliğe geçiş, başlangıçta ekonomik bir zorunluluktan doğabilir. Proje sürekliliğinin zorluğu, sektördeki dalgalanmalar veya kariyerlerinin farklı bir aşamasına gelmiş olmaları bu kararı etkiler. Ancak zamanla fark edilen şey şudur: Öğretmek sadece geçici bir çözüm değil, başka türden bir sanat icrasıdır.
Sanatçının birikimi değerlidir, evet… Ancak o birikimi aktarabilmek, onu içselleştirip karşı tarafa açmak bambaşka bir beceridir. Öğretmenlik, sadece “bildiğini söylemek” değil, öğrencinin seviyesine inerek, onu anlayarak ve bazen kendi sesini aramasına yardım ederek yol arkadaşlığı yapmaktır.
Sanatçının İçindeki Pedagog
Deneyim önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Eğitmenlik, didaktik bir aktarımın ötesinde; empati, sabır, açıklık ve yapılandırılmış bir pedagojik anlayış gerektirir. Sanatçının sezgisel doğası, eğitmenlikte bir avantaja dönüşebilir; ama bu, sistemli bir öğretme yöntemine entegre edildiğinde gerçek bir değer kazanır.
Öğrencinin sesiyle barışması, kendi anlatım biçimini keşfetmesi zaman alır. Bu süreçte eğitmen, bir rehber, bir yoldaş, hatta bazen bir ayna olur.
Atatürk’ün Işığında

“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlik üzerine söylediği söz, belki de sanatçı eğitmenlerin ruhunu en iyi yansıtan ifadedir.
Sanatçının da ışığı vardır; kimi zaman mikrofon başında, kimi zaman sahnede parlar. Ancak öğretmenliğe adım atan sanatçının ışığı artık sadece kendi etrafını değil, öğrencilerinin geleceğini de aydınlatmaya başlar.
Bu, yüce bir sorumluluktur. Sanatını paylaşan kişi artık sadece bir performans icra etmez; bir vizyon, bir kültür, bir yaklaşım aktarır.
Türkiye’deki En İyi Seslendirme Eğitimi Veren Sanatçılar Kimler?
Bu soruya yanıt vermek tabii ki çok zordur.
Eğer siz özel derslere, atölyelere ve özel kurslara katıldıysanız, yeni katılmak isteyenlere önerilerde bulunmak için LÜTFEN INSTAGRAM SAYFAMIZA YORUM ATMAYI UNUTMAYINIZ.
Eğitim Bir Sanat Biçimidir
Sanat gibi öğretmek de yaratıcı bir eylemdir. Tek bir doğru yol yoktur. Her öğrenci farklıdır; her grup farklı ihtiyaçlara sahiptir. İyi bir eğitmen, anlatımını ve yöntemlerini sürekli gözden geçirir. Kendi öğrendiklerini yeni yollarla ifade etmeye çalışırken hem öğrencisini geliştirir, hem kendini yeniler.
Ses, görünmeyen ama hissedilen bir sanat formudur. Onun eğitimi de öyledir. Sadece teknik bilgiyle değil, duyguyla, ifade gücüyle, özgüvenle ve ilhamla gelişir.
Geleceği Şekillendiren Sesler
Eğitmenlik yapan seslendirme sanatçıları, aslında kendi seslerini çoğaltırlar. Yetiştirdikleri öğrenciler aracılığıyla sanatları başka bedenlerde, başka hikâyelerde yeniden hayat bulur. Belki bir reklam sesi, belki bir animasyon karakteri, belki de bir tiyatro oyuncusu olarak… Ama hepsinde, eğitmenin sesi biraz da olsa yankılanır.
Sanat, paylaşıldıkça çoğalır. Öğretmenlik, sanatın paylaşım biçimlerinden biridir. Bu yüzden ses sanatçısı olarak öğretmenlik yapan her birey, sadece bir eğitici değil; aynı zamanda geleceği şekillendiren bir sanat elçisidir.
Sese Hayat Vermek
Seslendirme sanatçılığı, sadece bir metni okumaktan çok daha ötesidir. Bu sanat, karakterlere ruh katmak, duyguları sesle aktarmak ve dinleyiciyi hikayenin içine çekmekle ilgilidir. Türkiye’de seslendirme sanatçıları, yabancı filmlerden animasyonlara, reklamlardan oyunlara kadar pek çok alanda çalışıyor.

Seslendirme sanatçısı olmak için sadece güzel bir sese sahip olmak yetmez. Doğru nefes teknikleri, diksiyon, artikülasyon ve duygu aktarımı gibi beceriler de büyük önem taşır. Ayrıca, seslendirme sanatçılarının farklı karakterlere uyum sağlayabilmesi ve her rol için farklı bir tonlama yapabilmesi gerekir.
Oyun Seslendirme: Dijital Dünyanın Sesleri
Oyun sektörü, seslendirme sanatçıları için en hızlı büyüyen alanlardan biri. Özellikle AAA oyunlar (büyük bütçeli oyunlar), profesyonel seslendirme sanatçılarına büyük ihtiyaç duyuyor. Türkiye’de de yerel oyun stüdyoları, uluslararası projelerde yer almak için seslendirme kalitesine önem veriyor.
Oyun seslendirmesi, diğer seslendirme türlerinden biraz farklıdır. Oyuncuların karakterlerle özdeşleşmesi için seslendirme sanatçılarının duygu aktarımı ve karakter yorumlaması büyük önem taşır. Ayrıca, oyunlarda ses efektleri ve atmosferik sesler de ses tasarımının bir parçasıdır.
Yapay Zeka ve Seslendirme: Geleceğin Sesi mi?
Yapay zeka (AI) teknolojileri, seslendirme sektörüne hızla entegre oluyor. Özellikle metin okuma ve ses sentezleme teknolojileri, reklam ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda kullanılıyor. Ancak, yapay zeka seslendirme, insan sesinin duygu aktarımı ve yaratıcılık gerektiren projelerde henüz yeterli değil.
Örneğin, ElevenLabs gibi şirketler, insan sesini neredeyse kusursuz bir şekilde taklit edebilen teknolojiler geliştiriyor. Ancak, seslendirme sanatçıları, bu teknolojilerin işlerini tamamen elinden alamayacağını düşünüyor. Çünkü insan sesi, özellikle sanatsal projelerde vazgeçilmez bir unsur olarak kalmaya devam ediyor.
Ses Tasarımı ve Sound Design: Sihirli Dokunuşlar
Ses tasarımı, seslendirme sektörünün en önemli unsurlarından biridir. Ses efektleri, atmosferik sesler ve müzik, bir yapımın duygusal etkisini artırmak için kullanılır. Özellikle film, dizi ve oyunlarda ses tasarımı, izleyiciyi hikayenin içine çekmek için büyük önem taşır.
Türkiye’de de ses tasarımı alanında yetenekli profesyoneller bulunuyor. Özellikle yerel yapımların uluslararası standartlara ulaşması için ses tasarımına verilen önem her geçen gün artıyor.
Dublaj/Seslendirme Nedir? Sanat mı, Zanaat mı?
Dublaj, bir yapımın orijinal dildeki seslendirmesinin başka bir dile çevrilerek yeniden seslendirilmesidir. Türkiye’de dublaj, özellikle yabancı filmler ve diziler için yaygın olarak kullanılıyor. Dublaj, sadece bir çeviri işlemi değil, aynı zamanda bir sanattır. Çünkü seslendirme sanatçıları, orijinal karakterlerin duygularını ve tonlamalarını yeni bir dilde yeniden yaratır.
Seslendirme Sanatçısı Olmak İstiyorum: Nereden Başlamalıyım?
Seslendirme sanatçısı olmak isteyenler için ilk adım, doğru eğitim almaktır. Diksiyon, artikülasyon, nefes teknikleri ve ses kontrolü gibi temel becerileri öğrenmek için seslendirme kurslarına katılabilirsiniz. Ayrıca, seslendirme stüdyolarına demo kayıtlar göndermek ve sektördeki profesyonellerle iletişim kurmak da önemlidir.
Seslendirme sanatçısı olmak için sabır ve azim gereklidir. Sektörde kendinize yer edinmek için sürekli pratik yapmalı ve kendinizi geliştirmelisiniz.
Seslendirme Sanatçıları için Egzersizler ve Doğru Nefesin Önemi
Seslendirme sanatçıları için doğru nefes teknikleri büyük önem taşır. Nefes kontrolü, sesinizi doğru kullanmanızı ve uzun süreli performanslar sergilemenizi sağlar. Ayrıca, ses tellerinizi korumak için düzenli egzersizler yapmalısınız. Örneğin, diyafram nefesi çalışmaları ve ses ısıtma egzersizleri, seslendirme sanatçıları için vazgeçilmezdir.
Reklam Seslendirme ile Rol Konuşma/Dublaj Arasındaki Farklar
Reklam seslendirmesi, genellikle kısa ve etkileyici bir tonlama gerektirir. Reklamlarda, ürün veya hizmetin özelliklerini vurgulamak için net ve enerjik bir ses tonu kullanılır. Rol konuşma ve dublaj ise karakterlerin duygularını aktarmak için daha derin bir yorumlama gerektirir. Her iki alan da seslendirme sanatçıları için farklı beceriler gerektirir.
Seslendirme Başvuruları ve Stüdyolar: İlk Adım
Seslendirme başvuruları için profesyonel bir demo kayıt hazırlamak önemlidir. Demo kaydınızda farklı türlerde seslendirme örnekleri (reklam, dublaj, karakter seslendirme gibi) bulunmalıdır. Ayrıca, seslendirme stüdyolarıyla iletişim kurarak sektördeki fırsatları takip edebilirsiniz.
Seslendirme Sanatçılığı, Tutku ve Emek İster
Seslendirme sanatçılığı, sese hayat veren bir sanattır. Bu alanda başarılı olmak için sabır, emek ve sürekli bir gelişim gereklidir. Türkiye’de ve dünyada seslendirme sektörü, teknolojik gelişmelerle birlikte dönüşmeye devam ediyor. Ancak, insan sesinin yaratıcılık ve duygu aktarımındaki rolü, her zaman önemini koruyacak.
Tarihi, Önemi ve İşlevleri

Oyunculuk, sanatsal yönü güçlü olduğu kadar emek yoğun bir meslektir. Oyuncular, sinema, televizyon, tiyatro ve dijital platformlarda çalışmalarını sürdürürken birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Haklarını koruyacak, çalışma koşullarını düzenleyecek ve adil ücretlendirme sağlayacak bir organizasyonun varlığı büyük önem taşır. Bu noktada, Oyuncular Sendikası devreye girer. Bu makalede, oyuncular sendikasının tarihçesi, işlevleri, önemi ve Türkiye’deki durumu ele alınacaktır.
Oyuncular Sendikasının Tarihçesi
Oyuncuların örgütlenme süreci, 20. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. 1913 yılında ABD’de kurulan Screen Actors Guild (SAG), dünyanın en önemli oyuncular sendikalarından biri olmuştur. SAG, 1930’lu yıllarda oyuncuların haklarını savunmak için büyük grevler düzenlemiş ve önemli kazanımlar elde etmiştir.
Avrupa’da da benzer yapılar mevcuttur. İngiltere’de Equity, Fransa’da Syndicat Français des Artistes-Interprètes (SFAI) gibi organizasyonlar, oyuncuların haklarını korumak için faaliyet göstermektedir.
Türkiye’de ise örgütlü hareketler daha geç başlamıştır. 2011 yılında kurulan Oyuncular Sendikası, Türkiye’deki oyuncuların haklarını savunmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kuruluş amacı, sektördeki adaletsizlikleri gidermek ve sanatçıların çalışma koşullarını iyileştirmektir.
Oyuncular Sendikasının Görev ve İşlevleri
Oyuncular sendikaları, üyelerinin haklarını korumak, adil ücretlendirme sağlamak ve iş güvencesi sunmak amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır. İşte bu sendikaların temel işlevleri:
Çalışma Koşullarının Düzenlenmesi
Oyuncuların uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve sigortasız çalıştırılma gibi sorunları vardır. Sendikalar, bu tür durumları önlemek için yapımcılarla toplu iş sözleşmeleri yapar ve belirli çalışma saatlerini düzenler.
Adil Ücretlendirme ve Telif Hakları
Oyuncuların, çalıştıkları projelerden hak ettikleri ücretleri alması ve telif haklarının korunması büyük önem taşır. Sendikalar, adil maaş politikalarının belirlenmesi ve oyuncuların yeniden yayınlanan yapımlardan gelir elde etmesi için mücadele eder.
Sağlık ve Sosyal Güvence
Oyunculuk mesleği, sigorta ve emeklilik konusunda birçok belirsizliği beraberinde getirir. Sendikalar, oyuncuların sağlık sigortasına erişimini sağlamak ve sosyal güvence kapsamında olmalarını temin etmek için çalışmalar yürütür.
Hukuki Destek
Oyuncuların sözleşmelerinde adaletsizlik olması durumunda hukuki destek sağlamak, sendikaların önemli görevlerinden biridir. Özellikle yapımcılar ve yayıncılarla yaşanan ihtilaflarda, sendikalar üyelerine hukuki yardım sunar.
Cinsiyet Eşitliği ve Taciz Karşıtı Politikalar
Son yıllarda, özellikle sinema ve televizyon sektörlerinde cinsiyet eşitliği ve taciz vakalarına karşı daha fazla önlem alınmaktadır. Oyuncular sendikaları, kadın oyuncuların eşit ücret almasını ve çalışma ortamlarının güvenli hale getirilmesini sağlamaya yönelik politikalar üretir.
Türkiye’de Oyuncular Sendikası ve Faaliyetleri
2011 yılında kurulan Oyuncular Sendikası, Türkiye’de oyuncuların örgütlü bir şekilde haklarını savunmasını sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Kuruluşundan bu yana şu konularda çalışmalar yürütmüştür:
- Toplu iş sözleşmeleri: Setlerde çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve oyuncuların haklarının korunması için anlaşmalar yapılması.
- Telif hakları mücadelesi: Oyuncuların, tekrar yayınlanan dizi ve filmlerden gelir elde etmesi için gerekli hukuki mücadeleleri yürütmek.
- Sağlık ve sigorta desteği: Oyuncuların sosyal güvencelerinin sağlanması adına çalışmalar yapmak.
- Kadın ve çocuk oyuncuların hakları: Setlerde kadın ve çocuk oyuncuların kötü muameleye maruz kalmaması için önlemler almak.
Oyuncular Sendikası Üyeliğinin Önemi
Oyuncular sendikasına üye olmanın birçok avantajı vardır:
- Hukuki Destek: Oyuncuların sözleşme süreçlerinde hukuki destek almasını sağlar.
- Dayanışma: Oyuncular arasındaki dayanışmayı artırarak sektördeki haksızlıklarla toplu mücadele imkânı sunar.
- Eğitim ve Seminerler: Mesleki gelişim için oyunculara yönelik eğitimler ve seminerler düzenler.
- Uluslararası Destek: Türkiye’deki oyuncuların, uluslararası oyuncular sendikalarıyla bağlantı kurmasını sağlar.
Oyuncular Sendikalarının Geleceği ve Karşılaştıkları Zorluklar
Oyuncular sendikaları, dijitalleşme ve değişen medya ortamları nedeniyle yeni zorluklarla karşı karşıyadır. Netflix, Amazon Prime, Disney+ gibi platformların büyümesiyle, telif hakları ve çalışma koşulları konusunda yeni düzenlemeler gerekmektedir.
Ayrıca, serbest çalışan oyuncuların çoğalması, sendikal örgütlenmeyi zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, sendikaların yeni medya düzenine uygun politikalar geliştirmesi gerekmektedir.
Oyuncular sendikaları, oyuncuların haklarını savunmada kritik bir rol oynamaktadır. Hem çalışma koşullarını iyileştirme hem de adil ücretlendirme sağlama noktasında önemli çalışmalar yürütmektedirler. Türkiye’de Oyuncular Sendikası, sektörde daha sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmak için mücadele etmektedir. Oyuncuların bu tür sendikalara üye olması, mesleki haklarını koruma açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır.
Gelecekte, dijitalleşme ve değişen medya dinamiklerine uygun sendikal düzenlemeler yapılması, oyuncuların haklarını daha da ileri taşıyacaktır. Bu nedenle, sendikaların güçlenmesi ve oyuncuların sendikalara destek vermesi büyük önem taşımaktadır.
Oyunculuk ve Seslendirme: İki Sanat Dalı Arasındaki Bağ
Oyunculuk ve seslendirme, temelde aynı köklere sahip olan, ancak farklı teknikler ve beceriler gerektiren iki sanatsal disiplindir. Her iki alan da karakter yaratma, duygu aktarma ve hikâye anlatımı üzerine kuruludur. Oyuncular sahnede veya kameralar önünde beden dillerini, mimiklerini ve seslerini kullanarak karakterleri canlandırırken, seslendirme sanatçıları yalnızca sesleriyle bu süreci gerçekleştirirler. Ancak bu iki meslek arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, bazen birbirinin içine geçerek sanatçılara yeni kapılar açabilir.
Ortak Noktalar ve Oyuncular İçin Seslendirmenin Önemi

Hem oyuncular hem de seslendirme sanatçıları, canlandırdıkları karakterleri inandırıcı kılmak için sesin tonlaması, ritmi ve duygusal derinliğine büyük önem vermek zorundadır. Başarılı bir oyuncunun, sahne veya set ortamında sesini doğru kullanması gerektiği gibi, bir seslendirme sanatçısının da mikrofon başında aynı özeni göstermesi gerekir.
Örneğin, tiyatro oyuncularının sahnede büyük ve net konuşmaları gerekirken, seslendirme sanatçılarının mikrofon tekniği, nefes kontrolü ve mikro ayrıntılara hâkim olmaları gerekir.
Günümüzde birçok başarılı oyuncunun seslendirme yapması şaşırtıcı değildir. Örneğin, ünlü aktör Haluk Bilginer’in animasyon ve film dublajındaki başarısı, oyunculuk geçmişinin seslendirme alanında nasıl avantaja dönüştüğünü gösterir. Aynı şekilde, Hollywood’da Scarlett Johansson’un “Her” filminde yalnızca sesiyle canlandırdığı karakter, sesin duygu aktarımındaki gücünü gözler önüne serer.
Farklılıklar ve Zorluklar
Seslendirme ve oyunculuk arasındaki en büyük farklardan biri, beden dilinin kullanım alanıdır. Oyuncuların jestleri, mimikleri ve fiziksel varlıkları karakterin inandırıcılığını artırırken, seslendirme sanatçıları yalnızca sesleriyle bu etkiyi yaratmak zorundadır. Bu durum, seslendirme sanatçılarının duygu aktarımında daha fazla ses tonlaması, vurgular ve nefes teknikleri kullanmalarını gerektirir.
Öte yandan, bir oyuncunun sahnede ya da set ortamında var olan ışık, dekor ve kostümler gibi unsurlarla karakteri destekleme şansı varken, seslendirme sanatçısı için böyle bir avantaj yoktur. Bu nedenle, seslendirme sanatçıları hayal güçlerini daha etkin kullanmalı ve karakterin psikolojisini yalnızca sesleriyle yansıtmalıdır.
Oyunculuk ve seslendirme, birbirine bağlı ancak farklı uzmanlık alanları gerektiren sanatlardır. Bir oyuncunun seslendirme yapabilmesi için mikrofon tekniklerine ve ses odaklı bir performansa uyum sağlaması gerekirken, bir seslendirme sanatçısının da oyunculuk eğitimi alması performansını büyük ölçüde geliştirebilir. Sonuç olarak, iki meslek de sanatçının kendini ifade edebilmesi ve izleyicilere unutulmaz karakterler sunabilmesi için güçlü bir temel sunar. Her iki alan da birbirini besleyen ve geliştiren dinamiklere sahiptir, bu yüzden oyuncuların seslendirme deneyimi kazanması ve seslendirme sanatçılarının oyunculuk eğitimi alması onları daha başarılı kılacaktır.

Oyunculuk ve Seslendirmenin platformu olan Actingo ile yeni müşteriler bulur kariyerinizi geliştirebilirsiniz. ACTINGO.COM
Seslendirme Türkiye’de çok önemli ve saygın bir meslektir.

Seslendirme sanatçısı olmak sadece kursa gidilip öğrenilen bir şey değildir.
Seslendirme Sanatçısı olmak için;
- Diksiyon ve Artikülasyon’u yalayıp yutmanız gerekir. Metini okurken teklemek, dil dönmesi yaşamak mazide kalmış olmalı.
- Müzik, Tiyatro veya Drama eğitimi almış olmak tarcihtir. Hali hazırda seslendirdiğiniz metin mikrofon karşısında oynadığınız bir oyun, yaptığınız bir roldür. Rol yapamıyorsanız, seslendirme yapabilmeniz de çok mümkün gözükmemektedir.
- Tecrübe kazanmanız gerekir. “Dublaj Kursu”ndan 95 ile mezun olup direkt sektörde seslendirmeye başlamanız mümkün değildir. Orjinal dublajı (Orjinal dildeki filmlerin, yapımların Türkçe’ye Adaptasyonu-Türkçe Dublajı) yapılan stüdyolarda bu işi yapan gerçek sanatçılar ile, genellikle maddi beklenti olmadan, birlikte stüdyo girmeniz, dinlemeniz, taklit etmeniz gerekir.
- Gittiğiniz stüdyolarda muhtemelen aylar sonra ücretsiz veya 5-25 TL arası ücretler ile rol konuşmaya başlayacaksınız. Bu sizi yıldırmamalı, eğer iyi bir sanatçı olmak istiyorsanız tabii.
- Kendinize en çok yakıştırdığınız dublaj sanatçısını taklit edin, onun kadar yapabildiğinizde bu işe ancak başlayabilirsiniz.
- Çevrenizdeki aileniz, öğretmeniniz, bakkal amcanız, berberiniz gibi kişilerin; “Senin sesin çok iyi, dublaj yapsana” demeleri, stüdyoları ve ajansları hiç bir şekilde etkilememektedir.
- “Sanatçı”: Sanat icra eden kişi. Sanatçı olmak yıllarca mesai harcanıp olunabilen bir şeydir. 5-6 ay gitar kursuna gidip sanatçı olamayacağınız gibi 5-6 ay diksiyon kursuna gidip dublaj sanatçısı da olamazsınız. Tüm Sanat dallarında olduğu gibi, sanatçı olduktan sonra yani icra ettiğiniz sanatı en iyi şekilde yapabildikten sonra, ancak tanıdığınız varsa direkt piyasaya girebilirsiniz. Tüm sanat dallarında böyle maalesef. Çok iyi bir sanatçı olsanız da para kazanamayabilirsiniz. Örnekleri oldukça fazladır.
- Yukarıdakileri inkar etmeden, çalışmak sizi seslendirme sanatçısı olma yolunda işinize yarayacak gerçeklerdir.
Seslendirme sanatçısı olduğunu sananlar için internette çok güzel satış siteleri var. Buradaki isimler, seslendirme yapmaya çalışıyorlar ve tabii ki çizgi üstü işler yapamamaktadırlar. Çizgi altı işler için uygun siteler kendileri.
Örneğin; Konya’da bir kuruyemişçi’nin konyadaki radyolarda yayınlanacak reklamı için kalite ve sanat icrasının çok da önemi yoktur. Kampanya için harcanacak bütçe de yoktur.
Fakat; Çizgi üstü bir markanın TV mecrasındaki bir reklamı için, sanatın icrası önemlidir. O yüzden “Gerçek Sanatçılar” vardır..

Gerçek sanatçıların ve profesyonellerin yeni PLATFORMU da ACTINGO.COM. Hemen Üye olun.
Bu yazımızda seslendirme sanatçısı adaylarına, sektörden gerçekler sunmak istedik. Umarım yararlı olmuştur.
Öncelikle bir ajansa dublaj seslendirme sanatçısı olarak başvurmak istiyorsanız, bu zamana kadar yaptığınız amatör ve profesyonel çalışmalardan bahsetmelisiniz.

Bu işte yeni ve başlangıç seviyesinde iseniz film dublajlarında rabarbalara katılıp aynı zamanda izleyici olarak katılabilirsiniz. Bazı ajanslar bunlara imkan sağlamaktadır. Bazı ajanslar ise özellikle reklam ve tanıtım üzerine çalışan ajanslar proje bazlı işler için müşterilerle birlikte stüdyoya girdiklerinden maalesef stajyer ya da konuk sanatçı alamazlar.
Bunları göz önünde bulundururak başvuracağınız ajansın sayfasındaki başvuru linklerine göz atmanız önemli.
Eğer seslendirmeye yeni başlıyorsanız, internet üzerinden ve edinebildiğiniz tüm kaynaklardan tüm bilgileri öğrenin. Emin olun ajanslar deneyimsiz ve olaydan bihaber kişileri ajanslarına almazlar. Konuya hakimiyetinizi belirten özellikle mütevazi olması gereken bir ön yazı ile başvurmanız en sağlıklısı olacaktır.

ACTINGO.COM ile kariyerinize yön verebilir, komisyonsuz projelere başvurur ön planda olursunuz. Hemen Üye Olun!
Zaten dublaj veya seslendirme yapıyorsanız başvurduğunuz ajansa referanslarınızı sunmanız etkili bir yöntemdir. Belki tek bir şansınız var onu da oldukça iyi kullanmanızda fayda var..
“ARTIK BASİT BİR DEMO İLE BAŞVURULAR DİKKAT ÇEKMİYOR. USTALAR TARAFINDAN ONAYLANMIŞ PROFİLLER ÖN PLANA ÇIKIYOR.”
VOLKAN ADA – SESLENDİRME EVİ
Öncelikle ne üzerine dublaj yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Reklam ve Tanıtım seslendirmeleri ile filmlerde Rol konuşmanın arasındaki farkları da diğer yazılarımızda anlatacağız. Böylece aralarındaki farkları ve yöneleceğiniz branşı doğru seçmenize yardımcı olacağına inanıyoruz.